|
 |
Bu başlılık
altında aşağıdaki konulara soru cevap şeklinde yer verilmiştir:

KADINDA ÜREME
Kadın üreme sistemi
Kadın üreme organları, iç ve dış genital organlardan oluşur.
Dış genital organlar; vulva adı verilen iç ve dış dudaklar, klitoris, hiymen
(kızlık zarı) ve çeşitli bezlerden oluşur. Vajina açıklığını çevreleyen iç
ve dış dudaklar yağ dokusu, terbezleri, kan damarları ve kıl kökleri içeren
deri kıvrımlarıdır. Erkeklerde penisi oluşturan yapının kadınlardaki
kalıntısı olan klitoris cinsel aktivite sırasında kanla dolarak sertleşen
dokulardan oluşur. Hiymen (kızlık zarı) vajina açıklığının dış kısmını
kaplayan ince bir zardır. İç genital organlar; vajina, rahim, fallop tüpleri
(üreme kanalları) ve yumurtalıklardan oluşur. Vajina vulvadan rahme doğru
uzanan yaklaşık 7-9 cm uzunluğunda olan ve kaslardan oluşan bir yapıdır.
Elastik olduğu için cinsel ilişki ve doğum sırasında gerilebilir. Rahim
armut şeklinde bir yapıdır, gövde ve rahim ağzından oluşur. Rahmin içi
endometrium adı verilen ve her ay menstrual kanama (adet kanaması) ile
dökülen bir tabaka ile kaplıdır. Fallop tüpleri rahim ve yumurtalık arasında
uzanan yapılardır. Yumurtalıklardan atılan yumurtanın döllenmesi bu tüplerde
gerçekleşir. Döllenen yumurta tüplerden geçerek rahme ulaşır. Yumurtalıklar,
kanalların her iki yanında yer alan ve çok sayıda yumurta içeren ceviz
büyüklüğünde yapılardır. Östrojen ve progesteron gibi hormonları üreten
yumurtalıklardan menopoz dönemine kadar her ay bir yumurta gelişerek atılır.
Bir kadının yumurtalıklarında kaç yumurta bulunur ?
Kız çocuğu doğduğunda yumurtalıklarında 400.000 civarında yumurta bulunur.
Doğumdan ergenlik dönemine kadar geçen sürede yumurta üretimi olmaz ve
yumurtaların bir kısmı dejenere olur. Ergenlik ile birlikte her ay bir
yumurta olgunlaşarak atılır. Yumurtalıklardaki yumurtaların dejenere olması
sigara, ilaç, radyasyon ve çevresel faktörler arttırabilir. Yumurtalar çok
azaldığında menopoz başlar.
Menstrual siklusta (asnda) görülen hormonal değişiklikler
Beyindeki hipofiz bezinden salgılanan Folikül Uyarıcı Hormon (FSH) ve
Luteinize Edici Hormon (LH) gonodotropik hormonlar olarak adlandırılır. FSH,
yumurtalıklarda folikül adı verilen ve içinde yumurtaların olgunlaştığı sıvı
dolu keseciklerin gelişmesini sağlar. Folikül içindeki yumurtanın
etrafındaki hücrelerden östrojen (kadınlık hormonu) salgılanır. Östrojen
rahmin iç tabakasının (endometruim) kalınlaşmasını sağlar. Östrojen kritik
düzeye ulaşınca ani LH salınımı olur. Bu ani LH artışı yumurtanın
olgunlaşarak 36 saat sonra atılmasına yani ovulasyona (yumurtlama) neden
olur. Yirmisekiz gün süren menstrual siklusta ovulasyon 13-14. günlerde
gerçekleşir. Ovulasyondan sonra yumurtalıklardan progesteron adı verilen
hormon salgılanmaya başlar. Gebelik gerçekleşirse progesteron ve östrojen
artışı devam eder. Gebelik gerçekleşmediginde ise östrojen ve progesteron
düzeyleri düşer ve buna bağlı olarak rahmin iç tabakası dökülür,
menstruasyon (adet kanaması) başlar.
Yumurta nasıl olgunlaşır ve salınır ?
Yumurta folikül olarak adlandırılan içi sıvı dolu keseciklerde bulunur.
Folikül büyümeye başladığında içinde sıvı toplanır. Büyüklüğü 18-20 mm’ye
ulaşır ve LH yükselmesinden36-38 saat sonrafolikül çatlar. Ani LH artışı bir
dizi hormonal reaksiyonu başlatır ve folikülün kenarında açılan delikten
yumurta atılır. Serbestleşen yumurta fallop tüplerinin fimbria adı verilen
parmaksı yapıları tarafından tüplere alınır. Her ay ovulasyonun hangi
yumurtalıktan gerçekleşeceği tamamen tesadüfidir.Yapılan ultrasonografik
inceleme ile hangi yumurtalığın aktif olduğu tespit edilebilir.
Ovulasyon hermenstrual siklusta aynı yumurtalıktan mı gerçekleşir?
Her ay ovulasyonun hangi yumurtalıktan gerçekleşeceği tamamen
tesadüfidir.Yapılan ultrasonografik inceleme ile hangi yumurtalığın aktif
olduğu tespit edilebilir.
Menstrual siklusta rahimde ne gibi değişiklikler olur?
Menstrual siklusun ilk yarısında, östrojen hormonunun etkisi ile rahmin iç
tabakası kalınlaşır. Menstrual siklusun ikinci yarısında ise progesteron
hormonunun etkisi ile bu tabaka daha da kalınlaşarak döllenen yumurtanın
yerleşebilmesi için hazırlanır. Hamilelik gerçekleşmezse progesteron ve
östrojen hormonlarının düzeyi düşer ve bu tabaka menstrual kanama ile
dökülmeye başlar.
Düzenli menstrual siklus ne demektir?
Menstrual kanamaların düzenli olması yumurtladığımı gösterir mi?
Bir önceki menstrual kanamanın başlangıcından bir sonraki menstrual
kanamanın başlangıcına kadar geçen süre 26-34 gün arasında ise menstrual
sikluslar düzenli olarak kabul edilir. Düzenli menstrual kanamaları olan
kadınların bir çoğunda ovulasyon da düzenlidir.
SAYFA BAŞI

ERKEKTE ÜREME Erkek üreme organları
hangileridir?
Erkek üreme organları; penis, testisler (yumurtalıklar), prostat ve seminal
bezlerdir. Sperm ve testosteron (erkeklik hormonu) üreten testisler skrotum
adı verilen bir torba içinde yerleşmişlerdir. Spermlerin üretildiği
seminifer tübüller adı verilen kanalcıklar birleşerek daha büyük kanalları
ve epididimis adı verilen kanalı oluşturur. Spermler epididimisten geçerken
hareketlilik kazanır ve olgunlaşır. Epididimisten çıkan spermler yumurtayı
dölleme yeteneği kazanmışlardır.Penis, süngerimsi ve erektil dokulardan
oluşur. Penisin erektil dokusu cinsel ilişki sırasında kanla dolar ve
ereksiyon (sertleşme) gerçekleşir. İdrar ve meni penisteki üretra adı
verilen kanaldan dışarı çıkar.
Erkek üreme fonksiyonlarında hangi hormonlar rol oynar?
Erkek üreme fonksiyonlarını beyindeki hipofiz bezinden salgılanan FSH (folikül
uyarıcı hormon) ve LH (luteinize edici hormon) olarak adlandırılan hormonlar
kontrol eder. FSH erkeklerde testislerde sperm üretimini sağlar. LH ise
testislerde bulunan Leydig hücreleriniuyararak testosteron (erkeklik
hormonu) salgılanmasını sağlar. Erkeksi fiziksel karakterlerin gelişiminden
sorumlu olan testosteron sperm üretimine dekatkıda bulunur.
Sperm nasıl üretilir ?
FSH ve testosteron hormonları spermleri oluşturan germ hücrelerini
(olgunlaşmamış sperm hücrelerini) uyarır ve bu hücreler bölünerek
olgunlaşır. Sırasıyla spermatogonia, spermatid ve spermatozoa olarak
adlandırılan sperm hücreleri oluşur. Sperm hücresi üç kısımdan meydana
gelir. Sperm hücresinin baş kısmı kromozomları (genetik materyali) içeren
yapıdır. Boyun sperm hareketliliği için gerekli enerjiyi, kuyruk kısmı ise
spermin hareketini sağlar. Sperm 0.05 mm uzunluğunda ancak mikroskop ile
görülebilen küçük bir hücredir.
Sperm ne kadar zamanda üretilir?
Spermin üretilmesi 60 gün, epididimis adı verilen kanaldan geçmesi 10-14 gün
sürer.
Meni spermden başka neler içerir?
Meni spermlerle beraber prostat ve diğer üreme bezlerinden salgılanan
sıvıları içerir. Seminal sıvı adı verilen bu sıvı sperm hücrelerinin
taşınmasına ve beslenmesine yardımcı olur.
Ejekülasyon (boşalma) sırasında neler olur?
Penis kökündeki kasların kasılması ile penisden meni fışkırır. Meni miktarı
1-6 ml arasında değişir. Ejekülasyon anında meni kıvamı koyudur. Prostat
bezinden salgılanan enzimler 20-30 dakika içinde meninin sıvılaşmasını
sağlar. Menideki spermler rahim ağzı salgısına karışır ve beş dakikada
yumurtalık kanallarına ulaşır.
İlişki sırasında ne kadar sperm salınır ?
Boşalma ile vajinaya 100-300 milyon arasında sperm bırakılır.
Yumurtanın döllenebilmesi için ne kadar sperme ihtiyaç vardır ?
Vajinaya boşalan spermlerden ancak 25-30 tanesi yumurtanın yakınına ulaşır.
Bunlardan bir tanesi yumurtanın zarını delerek geçer ve yumurtayı döller.
Kadın vücudunda sperm kaç saat canlı kalır?
Sperm hücresi vajinada 2-4 saat yaşar fakat ilişkiden 16 saat sonra bile
vajinadan alınan örneklerde canlı sperm görülebilir. Kadında enfeksiyon
olduğunda veya cinsel ilişki sırasında kayganlaştırıcı maddeler
kullanıldığında spermler daha kısa süre canlı kalır.
Cinsel perhiz ile sperm sayısı arttırılabilir mi ?
Uzun süre boşalma olmadığında spermler yumurtayı dölleyebilme yeteneklerini
kaybederek dejenere olur. Cinsel perhiz süresi uzadıkça sperm sayısı artsa
bile kalitesi iyileşmez, normal yapıdaki spermlerin oranı azalır. İdeal
cinsel perhiz süresi 2-5 gündür.
Hastalıklar sperm sayısını etkiler mi?
Basit bir soğuk algınlığı bile sperm sayısını ve kalitesini bozar. Sperm
analizi geçirilen hastalıklar göz önünde bulundurularak yapılmalı ve analiz
sonucunun bozuk olduğu durumlarda üç ay sonra sperm analizi
tekrarlanmalıdır.
Sigara ve alkol erkek üreme sağlığını etkiler mi?
Sigara ve alkol erkek üreme sağlığını olumsuz etkiler. Sigara sperm
sayısını, hareketliliğini ve normal yapıdaki sperm oranını azaltır.
Alkoltestosteron seviyesini azaltarak etkisini gösterir. Fazla sigara ve
alkol tüketen erkeklerde spermlerin yumurtayı dölleyebilme yetenekleri de
azdır. Ayrıca alkolizm impotansın (iktidarsızlığın) en önemli nedenlerinden
biridir.
İlaçlar sperm sayısını etkiler mi ?
Ülser, sara, gut, bazı bağırsak hastalıkları ve idrar yolu enfeksiyonlarının
tedavisinde kullanılanilaçların bir kısmı sperm sayısını azaltır. Genellikle
ilaçlar kesildikten bir süre sonra sperm sayısı normale döner. Bazı
kanserlerin tedavisinde kullanılan ilaçlar kalıcı zarar vererek
infertiliteye yol açabilir. Narkotik (uyuşturucu) ilaçlar hem infertilite
hem de impotansa neden olur.
Başka neler sperm üretiminde ve fonksiyonunda bozukluğa neden olur ?
Sperm üretiminde, taşınmasında, cinsel ilişki ve boşalmada görülen
problemler infertiliteye yol açar. Hormonal problemler, inmemiş testis,
testislerde yaralanma, kabakulak gibi enfeksiyonlar, bazı kimyasal maddeler
ve ilaçlar sperm üretiminde bozukluklara neden olabilirler. Sperm
taşınmasındaki problemler ise sperm kanallarında enfeksiyon sonrası oluşan
tıkanıklıklara bağlıdır. İktidarsızlık ve geriye boşalma da infertilite
sebebi olabilir.
Normal semen analizi nasıl olur ?
Normal meni miktarı 1,5 ile 6 ml arasında değişir. Sperm sayısının ml' de 20
milyon ve üzeri, hareketliliğin % 40 ve üzeri, normal yapıdaki sperm
oranının ise % 14’ün üzerinde olduğu meni örnekleri normaldir.
SAYFA BAŞI

NORMAL ÜREME
Gebeliğin oluşabilmesi için kaç tane sperm gereklidir ?
Bir adet yumurtanın döllenebilmesi için bir adet sperme ihtiyaç vardır.
Vajinaya boşalan spermlerin birçoğu yumurtaya ulaşmadan canlılığını
kaybeder. Her ejakülasyonda (boşalmada) 100-300 milyon arasında sperm
vajinaya boşalır. Sperm yoğunluğu mililitrede 20 milyondan az ise gebelik
şansı azalır. Sperm sayısının yanında sperm hareketliliğinin, yapısının ve
yumurtayı dölleyebilme yeteneğinin de çok önemli olduğu unutulmamalıdır.
Sperm ve yumurta nerede ve nasıl karşılaşır?
Önce çok yoğun olan meni ejakülasyondan 20-30 dakika sonra sıvılaşır.
Spermler rahim ağzındaki mukusu geçerek Fallop tüplerine (yumurtalık
kanallarına) ulaşır. Sperm ve yumurta Fallop tüplerinin orta kısmında
karşılaşır.
Döllenme nasıl gerçekleşir?
Yumurta zona pellusida adı verilen bir zar ile çevrilidir, bu zarı da korona
adı verilen hücreler çevreler. Sperm zona pellusidayı (yumurta zarını)
geçerek yumurtanın içine girer. Bunu sadece tek bir sperm hücresi
başarabilir. Sperm ve yumurta hücreleri 23'er adet kromozom taşır, sperm ve
yumurtanın birleşmesi ile 46 kromozom tamamlanır.
Döllendikten sonra yumurtaya ne olur ?
Döllenmiş yumurta 0.1 mm çapındadır. Bir iki gün içinde yumurta 2, 4, 8 ve
16 hücreye bölünür ve döllenmeden 4 gün sonra 0.3 mm çapında morula adı
verilen bir hücre topu haline gelir. Morulanın içinde sıvı birikerek
blastosist adı verilen yapı oluşur. Döllenmeden 5 gün sonra yumurta rahme
ulaşır.
İmplantasyon nedir? Ne zaman gerçekleşir?
İmplantasyon blastosist aşamasındaki döllenmiş yumurtanın rahmin endometruim
adı verilen iç tabakasına tutunmasıdır. İmplantasyon
yumurtanındöllenmesinden yedi gün sonra gerçekleşir.
Kadınlar adet siklusunun herhangi bir gününde gebe kalabilirler mi?
Hayır, kadınlar sadece ovulasyon döneminde yani menstrual siklusun 12-16.
günleri arasında (menstrual siklusun ortasında) gebe kalabilir.
Ovulasyon dönemini nasıl anlayabilirim?
Ovulasyon dönemi hormon testleri, vücut ısısı takibi, rahim ağzındaki
salgının incelenmesi ve gelişen folikülün (içinde yumurtanın büyüdüğü
kesecik) ultrasonografik olarak incelenmesi ile belirlenir.
Zamanlı cinsel ilişki ile gebelik şansı arttırabilir mi?
Evet arttırabilir. Menstrual sikluslar düzenli olduğunda bunu ayarlamak daha
kolay olur. Menstrual siklusun ovulasyondan sonraki kısmı 14 gün sürer. Son
altı ay içinde menstrual siklusları en az27 en çok 32 gün süren kişilerde 13
ile 18. günler arasında gerçekleştiği varsayılır. Bu çiftlere 12 ile 19.
günler arasında gün aşırı cinsel ilişki kurmaları önerilir.
Sık cinsel ilişkide bulunmak ve orgazm hamilelik şansını etkiler mi ?
Ovulasyon döneminde her 36-48 saat ara ile cinsel ilişkide bulunulması
önerilir. Hamilelik şansının orgazm ile ilgisi yoktur.
Hamile kalabilmek için cinsel ilişkide uygulanması gereken özel bir
pozisyon var mı?
Meni vajinaya ulaştıktan sonra cinsel ilişki pozisyonu önemli değildir.
İlişkiden sonra meninin çoğunun dışarıya akması gebeliği engeller mi ?
Hayır engellemez. Yirmi dakika içinde meni sıvılaşır, meninin bir kısmının
vajinadan dışarı akması normaldir.
İlişkiden sonra bir süre uzanmak gebelik şansını artırır mı?
Hayır, spermin tüplere doğru olan hareketini kadının pozisyonu belirlemez.
Ovulasyon döneminde cinsel ilişkide bulunulduğunda gebeliğin oluşması
kesin midir?
Hayır, her menstrual siklusta gebe kalma şansı %20-25 arasında değişir.
Rahim filmi çekilmesi kadınların gebe kalmasına yardımcı olur mu ?
Rahim filmi çekilirken tüplere verilen boyanın hafifçe tıkalı tüpleri
açmakta yardımcı olduğuna inanılır fakat bu kanıtlanmamıştır. Rahim filmi
ancak infertilite nedeninin tespit edilerek uygun tedavi yönteminin
belirlenmesine yardımcı olur.
SAYFA BAŞI

İNFERTİLİTE (KISIRLIK) NEDENLERİ Normal bir
kadının gebe kalması ne kadar sürer ?
Genç bir kadının her menstrual siklusta düzenli cinsel ilişkide bulunduğu
taktirde gebe kalma şansı %20'dir. Korunmayan çiftlerin bir çoğu ilk 6 ay
içinde hamile kalır. 35 yaş üzerindeki kadınlarda bu süre uzayabilir.
İnfertilite (kısırlık) ne demektir?
Basit olarak infertilite bir yıl süresince çiftin herhangi bir doğum kontrol
yöntemi kullanmamasına rağmen gebeliğin elde edilemediği durumdur.
Kadının yaşı ilerledikçe gebelik şansı azalır mı?
Yaş ilerledikçe düzenli cinsel ilişkide bulunulmasına rağmen gebelik elde
edilene dek geçen süre uzar. 25 yaşındaki bir kadın genellikle 2-3 ay içinde
gebe kalabilirken 35 yaşın üzerindeki normal kadınlarda bu süre 6 aydan daha
uzun sürebilir. Bunun çeşitli nedenleri vardır:
 | Yumurtaların yaşlanması; kız çocuklar doğduklarında
yumurtalıklarında yaklaşık 400.000 adet yumurta bulunur. Doğumdan sonra
yumurta üretimi olmaz ve kadının yaşı ilerledikçe yumurtalarda yaşlanır. |
 |
Döllenme oranında azalma; yaş ilerledikçe yumurtanın sperm ile
döllenebilme ve döllendikten sonra iyi kalitede bir embryo oluşturma
şansı azalır. Elde edilen gebeliklerin düşükle sonlanma ihtimali artar. |
 |
Yumurtaların sayısında azalma; ergenlikten itibaren yumurtaların
sayısında azalma olur. |
 | Endometriumun döllenen
yumurtayı tutma yeteneğinin azalması; ilerleyen yaş ile endometriumun
(rahmin iç tabakasının) döllenen yumurtayı tutma yeteneğini azalır. |
 |
Endometriozis ve myomların artması; yaş ilerledikçe karın içine kanamalar
yaparak infertiliteye neden olan endometriozis hastalığı ve rahim içinde
yer kaplayan myomlar daha sık görülür. |
Erkeklerde de yaş ilerleyince üreme sağlığı bozulur
mu?
Erkeklerde 60 yaş üzerinde sperm sayısında ve normal yapıdaki spermlerin
oranında azalma görülebilir.
İnfertilitenin sık görülen nedenleri nelerdir?
Çiftlerde infertilite erkek, kadın veya her ikisindeki problemlere bağlı
olabilir. İnfertil çiftlerin %30'u erkeğe bağlı, %30'u kadına bağlı
nedenlerden dolayı çocuk sahibi olamamaktadır. Çiftlerin %40'ında ise
infertilite eşlerin her ikisindeki problemlere bağlıdır. Erkek eşte sperm
sayısının, hareketliliğinin veya normal yapıdaki spermlerin azalması veya
menide hiç sperm olmaması infertilite nedenidir. Ayrıca iktidarsızlık ve
geriye boşalma da infertiliteye yol açabilir. Kadın eşte ise ovulasyonun
olmaması, endometriozis (karın içine kanamalar yapan birhastalık), Fallop
tüplerinin tıkalı olması ve rahimde myomların bulunması infertilite
nedenidir.
İnfertilite günümüzde yaygınlaştı mı?
Günümüzde evlenme yaşı ilerlediği ve evlenen çiftler çocuk sahibi olmayı
erteledikleri için infertilite daha sık görülmektedir. Ayrıca
enfeksiyonların daha yaygın görülmesi de Fallop tüplerinde tıkanıklığa neden
olarak infertiliteye yol açabilir. Son zamanlarda yapılan çalışmalar her
altı çiften birinde infertilite problemi olduğunu göstermiştir.
Geriye dönük rahim infertilite nedeni midir?
Kadınların %20'sinde rahim geriye dönüktür. Bu durum yapısaldır ve
infertilite nedeni değildir. Fakat rahim çevre organlara olan
yapışıklıklarından dolayı geriye dönük ise, bu yapışıklıklara bağlı
infertilite söz konusu olabilir.
Şişmanlık infertiliteye neden olur mu?
Hayır, bir çok şişman kadın infertil değildir. Fakat şişmanlık polikistik
over hastalığı ve anormal hormon üretimi ile ilişkili olduğunda infertilite
görülebilir.
Doğum kontrol hapı kullanan kadınlar daha sonra gebe kalmakta zorluk
çeker mi?
Doğum kontrol hapını kullanmayı bıraktıktan sonra gebeliğin
gerçekleşebilmesi birkaç ay sürebilir. Özellikle ileri yaştaki kadınlarda bu
durum daha belirgindir. Doğum kontrol haplarının bu etkisi geçicidir.
Rahim içi araç (spiral) kullananların daha sonra gebe kalmaları zor
mudur?
Genellikle bir problem olmaz, fakat rahim içi araç kullanılması enfeksiyona
yol açarak Fallop tüplerinde tıkanıklığa neden olabilir. Rahim içi araç
kullanırken artan kanama veya ağrı bir problem olduğunu gösterir.
Stres infertiliteye neden olur mu?
Stres genelde infertilitenin sonucudur. Fakat çok ağır stres ovulasyon
problemlerine ve cinsel ilişki sıklığının azalmasına neden olarak
infertiliteye yol açabilir.
İnfertilite tedavisi gören çiftlerin gebe kalma şansı nedir ?
Bu çiftin problemine bağlıdır. İnfertiliteye neden olan bazı problemler çok
kolay tedavi edilirken bazı problemlerin tedavisinde gelişmiş tekniklerin
kullanılması ve zaman gerekebilir.
SAYFA BAŞI

İNFERTİLİTE NEDENİNİN ARAŞTIRILMASI Çiftler
infertilite nedeni ile doktora başvurmadan önce ne kadar beklemelidir?
Sağlıklı çiftlerin her ay gebe kalabilme şansı %20’dir. Çiftlerin yarısından
çoğu 6 ay içinde gebelik elde eder. Eğer herhangi bir doğum kontrol yöntemi
uygulamadan 12 aydır düzenli cinsel ilişkide bulunmanıza rağmen gebelik elde
edemiyorsanızdoktora başvurmanız gerekir.
Bu kadar uzun süre beklememesi gereken çiftler var mı ?
Eğer çiftler herhangi bir problemden şüpheleniyorsa bu kadar uzun süre
beklenmemelidir. Kadın eşin menstrual siklusları çok düzensiz ise veya
menstrual kanama olmuyorsa, enfeksiyon öyküsü veya menstrual kanama ve
cinsel ilişki sırasında şiddetli ağrı yakınması varsa, erkek eşte ise
inmemiş testis, testislerde geçirilmiş operasyon veya yaralanma öyküsü
olduğundançiftin doktora hemen başvurması gerekir. Doktora hemen başvurması
gereken diğergrup ise kadın eşin 35 yaşın üzerinde olduğu çiftlerdir. Gebe
kalabilme şansı ilerleyen yaşla beraber azaldığı için bu çiftler vakit
kaybetmeden tedavi edilmelidir.
Çiftler doktora beraber mi gitmeli?
İnfertiliteye neden olan problem kadın eşte, erkek eşte veya her iki eşte
birden olabileceği için doktora mutlaka çiftlerin beraber başvurmaları
gerekir.
Doktor ne gibi sorular sorar?
Kadın eşe yöneltilecek sorular; yaşı, ne kadar zamandır çocuk istendiği,
önceden bir gebeliğin olup olmadığı, menstrual siklusların düzeni, kanama
miktarı, süresi, ağrı ve diğer yakınmaların olup olmadığıdır. Bunun yanında
vajinal akıntı, cinsel ilişki sırasında ağrı, geçirilmiş enfeksiyonlar
veoperasyonlar hakkında da bilgi istenir.
Erkek eşe yöneltilecek sorular; genel sağlık durumu, geçirilmiş önemli
hastalık ve operasyonlar, kabakulak enfeksiyonu geçirdiyse hangi yaşta
geçirdiği, inmemiş testis veya testislere travma öyküsünün olup olmadığı,
erken boşalma ve impotans (iktidarsızlık) gibi cinsel fonksiyon
bozukluklarının varlığına ilişkin sorulardır.
Muayene olmak gerekir mi?
Fizik muayene infertilite araştırmalarının en önemli basamaklarından
biridir. Kadın eşin jinekolojik muayenesi ve ultrasonografik incelemesinin
yapılması, rahim ağzından örnek alınarak patolojik inceleme yapılması ve
mikrobiyolojik araştırmalar için örnek alınması gerekir. Erkek eşin ise
testisleri muayene edilerek gerektiğinde ultrasonografik inceleme yapılır.
Ovulasyon olduğu nasıl anlaşılır?
Düzenli mestrual siklusları ve kanamaları olan kadınların bir çoğunda
ovulasyon gerçekleşir. Ovulasyon döneminde artan östrojen hormonuna bağlı
hafif bir ağrı hissedilebilir.
Ovulasyonun belirlenmesi için hangi testler yapılabilir?
Ovulasyonun belirlenmesi için bazal vücut ısı çizelgesinin tutulması,
ultrasonografik incelemeler, endometrial biopsi (rahmin iç tabakasından
parça alınması) ve kanda progesteron hormon düzeyinin ölçülmesi kullanılan
yöntemlerdir.
Bazal vücut ısısı çizelgesi nasıl tutulur?
Bazal vücut ısısı sabah uykudan uyanıldığında ölçülen vücut ısısıdır.
Menstrual kanamanın başladığı günden itibaren sabahları vücut ısınızı
ölçerek bu çizelgeyi hazırlayabilirsiniz. Isı dil altından termometre
aracılığı ile ölçülerek not edilmelidir. Yemek yemek, bir şeyler içmek veya
ağzı çalkalamak ısıyı değiştirir. Size hekiminizin vereceği tablolara bir
sonraki menstrual kanamanın başlangıcına dek her sabah vücut ısınızı
kaydetmeniz gerekir. Bu tabloyu hazırladığınızda menstrual siklusun ikinci
yarısında vücut ısınızın 0,5-1 C daha yüksek olduğunu görürsünüz.
Vücut ısısı ovulasyon gerçekleştikten sonra progesteron hormonunun etkisi
ile yükselir ve gebelik gerçekleşirse yüksek olarak devam eder. Ovulasyonun
olmadığı vakalarda vücut ısısında pek değişiklik olmaz. Bu yöntem
ovulasyonun olup olmadığının tespit edilmesi için kullanılan çok kaba bir
yöntemdir. Bazı kadınlarda ovulasyon olduğu halde vücut ısısında artış
olmayabilir. Bu tablolara göre cinsel ilişkinin zamanını belirlemek bazen
yanıltıcı olabilir.Günümüzde ovulasyonun belirlenmesinde daha hassas
yöntemler kullanılmaktadır.
Ultrasonografik inceleme nedir?
Ultrasonografik incelemeler ile ses dalgaları kullanılarak iç organlar
detaylı olarak izlenir. Hasta radyasyona maruz kalmadığı için güvenilir bir
inceleme yöntemidir. Abdominal (karından) veya vajinal ultrasonografi
yapılabilir. Karından yapılacak incelemelerde hastanın mesanesinin dolu
olması gerekir. Dolu mesane bağırsakları iterek üreme organlarının
görülmesini kolaylaştırır. Vajinal ultrasonografik incelemeler için
mesanenin dolu olması gerekmez. Üreme organları vajinal ultrasonografi ile
daha iyi incelenebilir.
Ultrasonografik inceleme ile ovulasyon nasıl belirlenir?
Menstrual siklusun 3. veya 4. günü ilk inceleme yapılır ve yumurtalıklarda
kist varsa bu inceleme sırasında belirlenir. Hasta herhangi bir ilaç
kullanmıyorsa menstrual siklusun 8. ve 10. günleri arasında inceleme
tekrarlanır. Bu günden sonra ovulasyon gerçekleşene kadar inceleme her gün
tekrarlanır. Büyüyen folikülün çapı 18-26 mm arasında iken ovulasyon
gerçekleşir. Rahim içinde endometruim adı verilen tabaka kalınlaşarak
döllenen yumurtanın tutunabilmesi için hazırlanır.
Ultrasonografik inceleme diğer infertilite nedenlerinin ortaya
çıkarılmasına da yardımcı olur mu ?
Çocuk sahibi olmayan kadınlarda infertilite nedeninin araştırılmasında
ultrasonografik inceleme çok önemlidir. Rahim ve yumurtalıklar
değerlendirilerek infertilitenin nedenleri hakkında fikir sahibi olunabilir.
Hormonal eksikliği olan veya erken menopoza girmiş kadınlarda yumurtalıklar
küçük, rahim ufak ve rahmin iç tabakası incedir. Polikistik over sendromu
vakalarında ise yumurtalık normalden büyüktür ve birçok kist içerir. Bu
vakalarda rahim büyümüş ve endometrium kalınlaşmıştır.
Servikal mukus nedir, post koital test nasıl yapılır?
Rahim ağzındaki bezlerden salgıladığı sıvıya servikal mukus denir. Bu
sıvının yoğunluğu menstrual siklus süresince değişir. Menstrual siklusun
büyük kısmında bu sıvı çok yoğundur ve bakterilerin rahme girmelerini
engelleyen bir tıkaç oluşturur. Ovulasyondan (yumurtlamadan) 5 gün önce
mukus miktarı artar ve yoğunluğu azalarak sıvılaşır. Ovulasyondan 24 saat
sonra mukusun kıvamı yine koyulaşır.
Postkoital test nasıl yapılır?
Postkoital test cinsel ilişkiden 6-12 saat sonra rahim ağzındaki mukustan
örnek alınarak yapılır. Bu örnek mikroskop ile incelenerek örnekteki sperm
sayısı ve canlılığı belirlenir.
İnfertilite çiftlerin cinsel hayatını olumsuz etkiler mi?
İnfertilite araştırmalarında ve tedavisinde zamanlı cinsel ilişki önerilir.
Bu çiftlerin, kendilerini baskı altında hissetmeleri ve cinsel hayatlarının
düzensizleşmesi çok doğaldır.
HSG (rahim filmi) incelemesi nedir, nasıl yapılır?
Histerosalpingografi olarak adlandırılan radyolojik incelemede rahim
ağzından içeriye verilen boyanın Fallop tüplerinden (yumurtalık
kanallarından) geçişi izlenir. Bu sırada çekilen röntgen filmleri
incelenerek Fallop tüplerinin durumu hakkında bilgi sahibi olunur. Tüplerde
tıkanıklık varsa boya tüplerden geçmez. Bu inceleme sırasında hastaya
verilen radyasyon miktarı çok az ve zararsızdır. Hastaların bir kısmı hafif
bir ağrı hissedebilir, bu işlem sırasında anestezi verilmesine gerek yoktur.
HSG incelemesi ile rahim içi de değerlendirilir. İnfertilite nedeninin
araştırılmasında HSG ve laparoskopi birbirini tamamlar.
Laparoskopi nedir ?
Üreme organlarının detaylı olarak incelenebilmesini sağlayan cerrahi bir
yöntemdir. Laparoskopik inceleme çocuğu olmayan çiftlerin
değerlendirilmesinde en önemli basamaklardan biridir. Genel anestezi altında
gerçekleştirilen bu işlem yaklaşık yarım saat sürer ve hasta aynı gün içinde
taburcu edilebilir.
Laparoskopi ile hangi hastalıklar tanısı konur?
Laparoskopi ile endometriozis (karın içine kanama yapan bir hastalık), rahim
tümörleri, yumurtalık kistleri, dış gebelik ve yapışıklıklar gibi birçok
kadın hastalığı teşhis edilebilir. Göbeğin hemen altından karın içine
yönlendirilen teleskop benzeri optik bir cihaz ile karın içindeki organlar
birkaç kez büyütülmüş olarak izlenir. Cerrah rahmi, Fallop tüplerini
(yumurtalık kanallarını), yumurtalıkları ve karın zarlarını ayrıntılı olarak
inceler.
Laparoskopi tedavi amaçlı kullanılır mı?
Laparoskopi karın içindeki üreme organlarının değerlendirilmesi yanında
hastalıkların giderilmesi için de kullanılabilir. Laparoskopi sırasında
üreme organlarında bir anormallik saptanırsa laparoskopik olarak (kansız
bıçaksız ameliyat ile) giderilir. Böylelikle hasta daha az ameliyat stresine
maruz kalır ve ameliyat sonrası iyileşme hızlı olur.
Laparoskopi nasıl yapılır?
Göbekaltından girilerek ince fiberoptik bir teleskop ile tüm karın içi
organlar görüntülenir ve ikinci bir küçük delik aracılığı ile organlara
ulaşılarak gerekli işlemler yapılır. Karın içi organlar incelendikten sonra
rahim içerisine verilen özel bir ilaç ile üreme kanallarının açık olup
olmadığı kontrol edilir. Kanallarda tespit edilen yapışıklık ve
tıkanıklıklar giderilir. Yapışıklıklar rahim, yumurtalıklar, yumurtalık
kanalları, bağırsaklar ve karın zarları arasında olabilir. Bu organların
birbirine yapışması organların sağlıklı hareket etmelerini engelleyerek
fonksiyonlarını kısıtlar.Karın içine kanamalar yapan endometriozis odakları,
yaralar ve dış gebelik de laparoskopik cerrahi ile tedavi edilebilir.
Laparoskopik olarak kapalı olan kanalların açılması da mümkündür. Ayrıca
infertiliteye neden olan yumurtalık kistleri ve myomlar da laporoskopik
olarak giderilebilir. Bu cerrahi işlemler sırasında lazer, elektrokoter ve
dikişler kullanılır. Bazı cerrahi laparoskopik girişimlerinden birkaç hafta
veya birkaç ay sonra sonucu değerlendirmek için ikici bir laparoskopi
yapılabilir. Böylelikle cerrah hastalığın tekrar edip etmediğini
belirleyebilir.
Gebelik sırasında laparoskopi yapılırsa zararı olur mu?
Menstrual siklusun ikinci yarısında laparoskopi işlemi uygulandığında
hastanın gebe olma olasılığı vardır. Genellikle laparoskopi yapılması
gebeliğe zarar vermez fakat emin olabilmek için laparoskopinin uygulanacağı
ay çiftin korunması önerilir.
Histeroskopi nedir?
Histeroskopi rahim içinin değerlendirilmesinde kullanılan en modern teşhis
ve tedavi yöntemidir. İnce fiberoptik bir teleskop ile vajinal yoldan rahim
içerisine girilerek tüm anormallikler teşhis edilir ve aynı seansta bu
anormallikler cerrahi olarak giderilebilir. Bu işlem de laparoskopi gibi
kansız ve bıçaksız bir ameliyat türüdür. Hastalar bu işlemi çok rahat tolere
eder. İşlem çoğu zaman lokal bazen de genel anestezi altında yapılır.
Histeroskopi ile rahim içi polipler (aşırı büyüme gösteren et parçaları),
septum (rahmi bölen perde) ve myomlar giderilebilir. Böylelikle hasta
bunların neden olabileceği infertilite, ağrı ve düzensiz kanamalardan
kurtulur. İşlemden bir iki gün sonra hasta her zamanki aktivitesini yapmaya
başlayabilir.
Sperm analizi niye gerekir, neleri içerir?
İnfertilite vakalarının üçte biri erkek faktörüne bağlı olduğu için çocuğu
olmayan çiftlerin incelenmesinde sperm analizi ilk basamaklardan biridir.
2-5 günlük cinsel perhiz sonrasında mastürbasyon ile alınan meni örneği
incelenir. Örnek alındıktan sonra bir saat içinde laboratuvara
ulaştırılmalıdır. Özellikle soğuk havalarda sperm örneğinin vücuda temas
ederek taşınması uygundur.Sperm analizinde mililitredeki sperm sayısı,
spermlerin hareketliliği ve yapıları değerlendirilir. Ayrıcı meninin
miktarı, asiditesi ve içerdiği yuvarlak hücreler belirlenir. Gerekli
görüldüğünde antisperm antikor testleri ve mikrobiyolojik incelemeleryapılır.
Normal sperm analizi nasıl olur?
Menimiktarı : 1.5 – 6.5 ml
Sperm konsantrasyonu : 20 milyon / ml ve daha fazla
Sperm hareketliliği : %50 ve daha fazla
Sperm morfolojisi (yapısı) : %14 ve daha fazla normal yapıda sperm (Kruger
kriterlerine göre)
Sperm analizi sonrasında yukarıdaki değerlerin bulunması gebeliğin
oluşacağını kesin olarak göstermez. Sperm konsantrasyonu 10 milyon /ml olan
erkeklerin eşlerinde gebelik gerçekleşebilirken, sperm konsantrasyonu 60
milyon /ml olan erkeklerin eşleri gebe kalamayabilir.
Sperm analizinin bir defa yapılması yeterli midir?
Sperm üretimini ısı, sigara, alkol, ilaçlar ve enfeksiyonlar gibi birçok
faktör etkilediği için normal olmayan örneklerin analizi birer ay ara ile
iki veya üç kez tekrarlanmalıdır.
Testis ( yumurtalık) biyopsisi niye yapılır ?
Menide hiç spermi olmayan hastaların testislerinden alınanparça incelenerek
sperm üretiminin olup olmadığı tespit edilir. Eğer kanallarda tıkanıklık
tespit edilmişse bu incelemeye gerek olmadan hemen tedaviye geçilebilir.
SAYFA BAŞI

İNFERTİLİTE TANISINDA KULLANILAN HORMON
TESTLERİ İnfertilite araştırmalarında hangi
hormon testleri yapılır?
Kadınlarda kandaki FSH (folikül uyarıcı hormon), LH (luteinize edici
hormon), östrodiol (kadınlık hormonu), prolaktin (süt üretimini sağlayan
hormon), testosteron (erkeklik hormonu), DHEA-S (böbrek üstü bezleriden
üretilen hormon) ve progesteron (menstrual siklusun ikinci yarısında
salgılanan hormon) düzeyleri belirlenir.
Bu hormon düzeyleri niye ölçülür?
Hastanın menstrual siklusları düzensiz, menstrual kanamaları az veya hiç yok
ise bu hormon düzeyleri ölçülerek düzensizliklerin nedeni ve yumurtalıkların
durumu hakkında fikir edinilebilir. Yumurtalıkları yeteri kadar çalışmayan
veya menopozdaki kadınlarda FSH düzeyi yükselirkenöstrodiol düzeyi düşer.
Serum progesteron düzeyi neyi gösterir?
Serum progesteron düzeyi ölçülerek o menstrual siklusta ovulasyonun (yumurtalmanın)
olup olmadığı belirlenir. 28 günlük bir menstrual siklusun 21. gününde
kandaki progesteron düzeyi ölçülür, 30 nmol / L' nin (10 ng/ml) üzerindeki
değerler ovulasyonun olduğunu gösterir.
Ovulasyonu belirlemek için başka hangi test yapılabilir?
LH düzeyi ovulasyondan 38 saat önce yükselir dolayısı ile beklenen
ovulasyondan 24-36 saat önce kan veya idrarda yapılan testler ile bu
yükselme belirlenebilir.
Ovulasyon indüksiyonu (yumurtlamanın uyarılması tedavisi) sırasında niye kan
testi yapılması gerekir?
Verilen hormon ilaçları ile yumurtalıklar uyarılırken folikül (içinde
yumurtanın geliştiği kesecik) gelişiminin izlenmesi için östrodiol düzeyleri
ölçülür. Menstrual siklusun 21. gününde de progesteron düzeyi ölçülerek
ovulasyonun olup olmadığı belirlenir.
SAYFA BAŞI

OVULASYON BOZUKLUKLARI Ovulasyon olmamasının
sebebi nedir?
Salgılanan hormonlar ile yumurtalıklardan her ay ovulasyonun gerçekleşmesini
sağlayan hipotalamus, hipofiz bezi ve yumurtalıklar arasındaki bağlantının
bozulduğu birçok durum ovulasyonu engelleyebilir. Beyinde bulunan bu
yapılardaki problemler veya yumurtalıkların hormonlara cevap vermemesi
durumunda ovulasyon gerçekleşmez. Ayrıca tiroid ve böbrek üstü bezlerindeki
bozukluklar, stres, aşırı kilo kaybı veya kilo artışı da ovulasyon
düzensizliklerine yol açar.
Menstrual kanamanın olmaması ovulasyonun olmadığını mı gösterir?
Evet, menstrual kanama olmadığı zaman ovulasyon da olmaz. Altı ay veya daha
uzun bir süre menstrual kanamanın olmadığı durumlara amenore denir. Amenore
kürtaj veya diğer cerrahi girişimler sonunda rahmin içinde oluşan
yapışıklıklara bağlı rahmin iç tabakasının gelişmediği durumlarda da
görülür. Bu vakalarda yapışıklıklar cerrahi girişim ile düzeltilerek bir
süre östrojen hormonu kullanıldığında menstrual kanamalar başlar.
Menstrual kanamaların düzensiz olması ovulasyonun olmadığını mı gösterir?
Menstrual kanamaların altı haftadan uzun aralıklarla olduğu durumlara
oligomenore denir. Bu hastaların çoğunda ovulasyon olmaz veya çok nadirdir.
Bu durumda gebelik şansı da düşüktür.
Yirmi beş yaşında ve hormon ilacı kullanmadan menstrual kanaması olmayan
bir kadın gebe kalabilir mi?
Evet, kalabilir. Hiç menstrual kanaması olmamış kadınlardaki duruma primer
amenore adı verilir. Primer amenorenin birçok nedeni vardır ve tedavi ile
çocuk sahibi olabilme şansı amenore nedenine bağlıdır. Yumurtalıklardaki
erken yetmezlik, beyinden hormonların yeteri miktarda salınamaması,
polikistik over hastalığı, prolaktin hormonunun (süt üretimini sağlayan
hormon) yüksekliği, aşırı kilo ve konjenital (doğumsal) anomaliler primer
amenoreye neden olabilir.
Otuz yaşına dek menstrual kanamaları düzenli olan bir kadının son iki
yıldır menstrual kanamalarının kesilmesinin nedeni nedir?
Böyle durumlara sekonder amenore denir. Polikistik over hastalığı,
yumurtalıklardaki erken yetmezlik, aşırı kilo, prolaktin hormonun (süt
üretimini sağlayan hormon) yüksekliği, aşırı egzersiz, hipofiz bezinin
çalışmaması sekonder amenoreye neden olur.
Erken menopoz ne demektir?
Menopoz 40 yaşından önce görüldüğünde erken menopoz veya erken yumurtalık
yetmezliği olarak adlandırılır. Bu hastalarda kanda FSH ve LH düzeyi
yükselir, östrojen düzeyi düşer. Ultrasonografik incelemede yumurtalıkların
küçüldüğü, rahmin iç tabakasının inceldiği görülür. Erken yumurtalık
yetmezliği amenorenin en ciddi ve tedavisi en zor olan nedenidir.
Erken menopozun nedenleri nelerdir?
Doğuştan olan bazı durumlarda kadının yumurtalıklarındaki yumurta sayısı
azdır. Yumurtalıkların enfeksiyon, cerrahi ve kullanılan ilaçlar ile zarar
görmesi de erken menopoza neden olur. Bağışıklık sistemindeki bazı
bozukluklara bağlı olarak da erken menopoz görülebilir.
Erken menopozdaki bir kadının çocuğu olabilir mi?
Böyle vakaların gebe kalabilme ihtimali çok düşüktür. Erken menopozda
östrojen hormonu eksikliğine bağlı kemik erimesi görüleceğinden bu kadınlara
hormon preparatları kullanmaları önerilir.
Hipogonadotropik hipogonadizm nedir?
Hipogonadotropik hipogonadizm hipofiz bezinden LH ve FSH hormonlarının
yeteri kadar salgılanmadığı durumdur. Doğuştan olan bozukluklara bağlı
olabileceği gibi kötü beslenme sonrasında da görülebilir. Nedeni ne olursa
olsun FSH, LH ve östrojen düzeyleri düşük, yumurtalık ve rahim küçüktür. Bu
vakaların tedavi ile gebe kalma şansı çok yüksektir.
Hipopitüiterizm nedir?
Hipopitüiterizm, hipofiz bezinin yeteri kadar hormon üretmediği durumdur.
Pitüiter bez, yumurtalıkları, tiroid ve böbrek üstü bezlerini uyaran
hormonları ve büyüme hormonunu salgılar. Bu hastalarda genellikle menstrual
kanama olmaz ve eksik olan diğer hormonlara bağlı büyüme geriliği gibi bazı
bozukluklar da görülebilir. Hipofiz bezindeki tümörler de bu hastalığa yol
açabilir.
Amenorenin kilo ile ilişkisi nedir?
Ani ve fazla kilo kaybı olan durumlarda genellikle menstrual kanamalar
kesilir. Diyet sırasında ve barsaklardan emilimin bozuk olduğudurumlarda
amenore görülür. Kilo alındığında menstrual kanamalar yeniden başlar.
Egzersiz nasıl amenoreye yol açar?
Ağır egzersiz kadınlarda menstrual kanamaların kesilmesine yol açabilir.
Haftada 1-2 kez tenis oynamanız veya koşmanız amenoreye neden olmaz.
Vücuttaki yağ kitlesinin azalmasına yol açan jimnastik, koşu gibi sporlar ve
bale amenoreye yol açabilir. Egzersize bağlı amenore geçicidir, ağır
egzersiz kesildikten bir süre sonra menstrual kanamalar başlar.
Prolaktin hormonunun yüksekliği menstrual kanamaların kesilmesine yol
açar mı?
Prolaktin hipofiz bezinden salgılanan ve süt üretimini sağlayan bir
hormondur. Bu hormon gebelik sırasında ve bebeğin emzirildiği dönemde daha
fazla salınır. Bu hormonun gebelik dışında fazla salınması menstrual
kanamaların kesilmesine yol açar. Bu hormonun yüksek olduğu durumlarda doğum
yapılmamasına rağmen memelerden süt gelir.Çeşitli ilaçlar, tiroid bezinin
iyi çalışmadığı durumlar, hipofiz bezindeki selim ve habis tümörler
prolaktin hormonunun yükselmesine neden olur. Prolaktin düzeyinin yüksek
olduğu durumlarda hipofiz bezinin radyolojik inceleme ile değerlendirilmesi
gerekir. Gerekli görüldüğünde tomografi veya MR (manyetik resonans) ile
incelemeler yapılır.Hiperprolaktinemi nedenine göre ilaçla veya cerrahi
olarak tedavi edilir. Bu duruma yol açan tümörlerin varlığında cerrahi
girişim, ilaç tedavisi ve radyoterapi uygulanır.
Prolaktin düzeyi yüksek olan bütün hastaların tedaviye ihtiyacı var
mıdır?
Prolaktin düzeyinin yüksek olması infertilite dışında östrojen eksikliğine
bağlı vajinal kuruluk, cinsel ilişki sırasında ağrı, cinsel isteksizlik ve
kemik erimesine neden olduğu için tedavi edilmelidir.
Polikistik over sendromu nedir?
Yumurtalıkların üzerinde birçok kistin bulunduğu ve kistler arasındaki
dokularında arttığı durumlar polikistik over sendromu olarak adlandırılır.
Bu sendromda amenore veya oligomenore, aşırı tüylenme, sivilcelenme ve
şişmanlık görülür. Polikistik over hastalığının tanısı ultrasonogrtafik
inceleme ile konabilir.
Polikistik over sendromu genetik geçişli midir?
Polikistik over sendromu kalıtımla geçer. Annesi veya kız kardeşlerinde bu
hastalık olan kadınlarda bu senderom daha sık görülür. Polikistik over
hastalığı olan kadınların kilo alması hastalığıkötüleştirir. Kilolu
kişilerde daha çok salınan insülin yumurtalıkları uyararak kistlerin
oluşmasına neden olur.
Polikistik over sendromu nasıltedavi edilir?
Kilo verilmesi hastalığın tedavisinde önemli bir basamaktır. Bu hastalarda
menstrual siklusun 7 ile 9. günleri arasında LH hormon düzeyi belirlenir. Bu
hormonun yüksekliği infertilite ve düşük nedeni olabilir. Polikistik over
sendromunun tedavisinde ovulasyonun gerçekleşmesi için hormon preparatları
kullanılır. Ayrıca laparoskopik olarak yumurtalıklardaki kistlerin koter
veya lazer ile yakılması da önerilir. Bu operasyondan sonra ovulasyonun elde
edilmesi ve LH düzeyinin düşmesi beklenir.
Luteal faz yetmezliği nedir?
Luteal faz yetmezliğinde ovulasyon gerçekleşmesine rağmen rahmin iç
tabakasını gebeliğe hazırlamada önemli rol oynayan progesteron hormonu
yetersizdir. Bu durum rahmin iç tabakasından biyopsi ile küçük bir parça
alınarak veya menstrual siklusun ikinci yarısında progesteron hormon
düzeyleri ölçülerek belirlenir. Luteal faz yetmezliğinin tedavisinde
progesteron hormonu veya gebelikte salınan hCG hormonu kullanılır.
Ovulasyonu sağlamak için ne gibi tedaviler yapılır ?
Yapılacak olan tedavi ovulasyon olmamasının nedenine göre değişir. Ovulasyon
olmaması erken menapoza bağlı ise uygulanabilecek tedavi çok sınırlıdır.Bu
durumda menopoza bağlı kemik erimesi, vajinal kuruluk ve benzer bulguları
ortadan kaldırmak için östrojen ve progesteron tedavisi uygulanır. Hastada
prolaktin (süt üretimini sağlayan hormon) düzeyi yüksek ise bromokriptin
tedavisi uygulanmalıdır. Hastada tiroid hormonları gibi bazı hormonların
eksikliği varsa bu hormonlar takviye edilir. Çok zayıf olan kadınların
tedaviye başlamadan önce kilo almaları önerilir. Çok zayıf olan
kadınlargenellikle düşük doğum ağırlıklı bebekler doğurur. Beslenme
yetersizliğine bağlı amenoresi olan kadınlarda gebelik oranları düşüktür ve
bu kadınlarda gebelik elde edildiğinde gelişme geriliği olan bebekler doğar.
Diğer nedenlere bağlı ovulasyonun olmadığı durumlarda ilk seçilecek ilaç
klomifen sitrattır. Klomifen beyinden GnRH'un (cinsiyet hormonlarının
salınmasını uyaran hormon) salınmasını arttırır. GnRH'da hipofiz bezinden
FSH ve LH hormonlarının salınmasını arttırarak etki gösterir. FSH ve LH
sayesindeyumurtalıklarda folikül gelişimi başlar.Klomifen sitrat 50 mg'lık
tabletler halinde bulunur. Adetin 3 ile 5. günleri arasında başlanan
Klomifen tedavisi 5 gün sürer. Tedaviye günde 1 veya 2 tablet ile başlanır.
Bu dozlarla yumurta gelişimi sağlanabiliyorsa tedaviye gebelik elde edilene
dek devam edilir. Gebeliklerin çoğu ilk altı ay içinde elde edilir.
Hastaların %75'inde yumurta gelişimi sağlanır ve klomifen sitrat ile yumurta
gelişimi sağlanan kadınların %30-35'i gebe kalır. Klomifen sitrat vajinal
kuruluğa ve rahim ağzındaki salgının koyulaşmasına neden olur. İlacı
kullanan kadınların %5'inde sıcak basması şikayeti görülür. Bazı kadınların
yumurtalıklarında kistler gelişebilir. Nadir olarak karında şişkinlik,
göğüslerde hassasiyet, bulantı, deri döküntüsü ve depresyon görülebilir.
Klomifen sitrat kullanan kadınların %5'inde ikiz gebelik oluşur.
Klomifen ile ovulasyon sağlanamadığında hangi ilaçlar kullanılır?
Klomifen ile yumurta gelişimi sağlanamadığında hMG (menopozal gonodotropin),
FSH ve GnRH agonistleri (cinsiyet hormonlarının salınmasını uyaran hormon
benzerleri) kullanılabilir. FSH ve LH hormonlarını içeren hMG preparatları
menopoz dönemindeki kadınların idrarları toplanarakbunlardan FSH ve LH
hormonlarının ayrıştırılması ile elde edilir. hMG yumurtalıkları uyararak
yumurta gelişimini sağlar. Bu preparatlar klomifene cevap vermeyen vakalarda
ve tüp bebek ve mikroenjeksiyon gibi yardımcı üreme tekniklerinin
uygulandığı çiftlerde kullanılır. hMG kas içine enjekte edilerek kullanılır
ve tedavi genellikle 10-14 gün sürer. Kullanılması gereken hMG dozu hastadan
hastaya değişiklik gösterir. Düşük dozda kullanılan hMG ile yumurta gelişimi
sağlanamazken gereğinden biraz yüksek doz kullanıldığında ise çoğul gebelik
ve hiperstimulasyon (yumurtalıkların aşırı uyarılması) riski artar. Dolayısı
ile hMG tedavisi sırasında yumurta gelişimi çok iyi izlenmelidir. Bunun için
uygulanan en güvenilir yöntemler gelişen folikül çapının ultrasonografi ile
ölçülmesi ve kandaki östrodiol hormon düzeyinin belirlenmesidir.
hMG'nin yan etkileri nelerdir?
Enjeksiyon yerinde hafif bir tahriş görülebilir. Geçici ateş ve eklemlerde
ağrı çok nadir olarak görülen yan etkilerdir. hMG tedavisine bağlı görülen
en önemli yan etkiler çoğul gebelik ve hiperstimülasyondur (yumurtalıkların
fazla uyarılmasıdır). hMGtedavisi ile gebe kalan kadınların %25’inde çoğul
gebelik görülür. Bu gebeliklerin çoğu ikizdir, nadir olarak üçüz veya dördüz
gebeliklerde görülebilir. Çoğul gebeliklerdedüşük, erken doğum, yüksek
tansiyon gibi problemler daha sık görülür. hMG kullanıldığında görülen çoğul
gebelik ve hiperstimülasyon riski iyi klinik takip ile azaltılabilir. hMG
tedavisi sırasındaultrasonografik inceleme ve hormon takipleri ile yumurta
gelişimi izlenmelidir.
Hiperstimülasyon ne demektir?
Hiperstimulasyon yumurtalıkların aşırı uyarılmasıdır. Hafif, orta ve
şiddetli olmak üzere üç derecede görülebilir.
Büyüme hormonunun ovulasyon tedavisinde yeri nedir?
Büyüme hormonu kullanılarak yumurtalıkların hMG'ye duyarlılığının artması
sağlanabilir. Büyüme hormonu, yumurtalıklarından çok zor cevap elde
edilebilen kadınlarda denenebilir.
GnRH Anologları nedir, tedavide nasıl kullanılır?
GnRH anologları kimyasal yapıları GnRH hormonuna çok benzeyen ilaçlardır. Bu
ilaçlar ilk kullanıldıklarında hipofiz bezini uyararak FSH ve LH salınımını
arttırır fakat bir süre sonra hipofiz bezi bu ilaçlara cevap vermez, FSH ve
LH düzeyleri düşer. Bunu takiben yumurtalıkların hMG ile uyarılmaları
gerekir. GnRH anologları özellikle LH düzeyleri yüksek olan hastalarda
tercih edilir. GnRH anologları ile tedaviye menstrul siklusun başında veya
ortasında başlanır. Bu ilaçlar cilt altı enjeksiyon veya nazal sprey (burun
spreyi) olarak kullanılır. İlaçlara 10-14 gün devam edildikten sonra
östrodiol düzeyleri belirlenir ve ultrasonografik inceleme yapılır.
Hormonlar yeteri kadar baskılanmış ise hMG enjeksiyonlarına başlanır. hMG
enjeksiyonları sırasında GnRH anologlarına da devam edilir. Foliküllerin
çapı ve östrodiol değerleri ölçülerek hCG enjeksiyonun (çatlatma iğnesinin)
verileceği gün tespit edilir. hCG enjeksiyonundan sonra GnRH anologları ve
hMG enjeksiyoları kesilir.
Bu tedaviler yumurtalık kanserine neden olur mu ?
Yapılan birçok çalışmanın sonucuna göre bu ilaçların kullanıldığı kadınlarda
yumurtalık kanseri görülme sıklığında herhangi bir artış tespit
edilmemiştir.
SAYFA BAŞI

ENDOMETRİOZİS
Endometriozis nedir ?
Üreme çağındaki kadınlarda görülen endometriozis rahmin endometruim adı
verilen tabakasınınrahmin dışında da bulunmasıdır. Bu hastalık
yumurtalıklar, yumurtalık kanalları ve rahmin dış yüzünde görülür. Erken
yaşta çocuk sahibi olan kadınlarda daha nadir görülen endometriozis ağrılı
menstrual kanamalar, ağrılı cinsel ilişki ve infertiliteye neden olur.
Endometriozis ne sıklıkla görülür?
Sağlıklı kadınların %5'inde görülen endometriozis, çocuk sahibi olamayan
kadınların %30-40'ında görülür. Bu hastalıktan en çok 30 ila 40 yaş
arasındaki kadınlar etkilenir. Endometriozis infertilite
vakalarının%20'sinden sorumludur.
Endometriozis hastalığının sebebi nedir?
Menstrual kanama sırasında rahimden atılan kan ve hücreler Fallop
tüplerinden rahimden karın boşluğuna kaçar. Değişik organlara yapışan
endometrial hücreler menstrual siklustaki hormonal değişikliklere cevap
verir ve menstrual kanama sırasında kanar. Bu kanama iltihap ve nedbe
dokusunun gelişmesine neden olarak üreme organlarında yapışıklıklar
oluşmasına yol açar. Laparoskopi ile endometriozis hastalığı evrelendirilir.
Endometriozis infertiliteye nasıl yol açar?
Endometriozis Fallop tüpleri, yumurtalıklar ve bağırsakların birbirine
yapışmasına neden olarak normal anatomiyi bozar. Bu durum yumurtanın
yumurtalık tüplerden geçmesini zorlaştırır. Ayrıca endometrial dokular
döllenmeyi, döllenen yumurtanın gelişmesini ve rahme tutunmasını engelleyen
faktörler salgılar.
Endometriozisin bulguları nelerdir ?
Hastaların üçte birinde tek bulgu infertilitedir. Bazı kadınlar ağrılı
menstrual kanamalardan, fazla kanamadan ve ağrılı cinsel ilişkiden yakınır.
Yakınmaların şiddeti ile hastalığın derecesi arasında bir ilişki yoktur.
Ağır endometriozisi olan kadınların hiçbir yakınması yokken hafif
endometriozisi olan bir kadının çok şiddetli ağrısı olabilir.
Endometriozisin tanısı nasıl konur?
Endometriozisin kesin tanısı laparoskopik inceleme ile konur.
Endometriozisin tedavisi nedir?
Laparoskopi esnasında tespit edilen odaklar cerrahi olarak tedavi edilir.
Cerrahi tedavi sonrasında bir süre hormonal tedavi de uygulanabilir. Çocuk
sahibi olmak isteyen çiftler endometriozis tedavisinden fayda görebilirler.
Endometriozisin evresine ve hastanın özelliklerine göre tedavi protokolleri
değişir. Eğer hastanın istediği kadar çocuğu varsa ve çok şiddetli ağrıdan
yakınıyorsa rahim ve yumurtalıklar çıkarılır. Çocuk sahibi olmayan
kadınlarda cerrahi sırasında mümkün olduğunca çok sayıda odak çıkarılır ve
yapışıklıklar giderilir. Bu işlemin laparoskopik olarak yapılması uygundur.
Endometriozis odakları elektrokoter ya da lazer ile yakılır.
Endometriozis tedavisinde çeşitli hormon ilaçları kullanılabilir. Hormonal
tedavi genellikle 3-6 ay sürer. Bu ilaçların yardımı ile hastada gebelik
veya menopoz benzeri bir hormonal tablo oluşturularak menstrual kanama
önlenir. Böylelikle hasta menstrual kanama dönemini yaşamaz ve endometrioz
odakları sessiz kalarak iyileşir.
Hormonal tedavinin yan etkileri nelerdir?
Bu hormonların bir kısmı hastada östrojen azalmasına bağlı ateş basması,
vajinal kuruluk ve kemik erimesine yol açabilir.
Endometriozis tekrarlar mı?
Hastaların %30 ila 40’ında endometriozis tekrarlar. Bu hastaların bir
kısmının cerrahi olarak tedavi edilmesi gerekir.
SAYFA BAŞI

ÜREME KANALLARINDA TIKANIKLIK
Fallop tüplerdeki hasara neler yol açar?
Tüplerdeki tıkanıklık infertilitenin en önemli nedenlerinden biridir.
Geçirilmiş enfeksiyonlar tüplerde tıkanıklığa neden olabilir. Birçok
bakterinin neden olabileceği üreme organlarındaki yaygın enfeksiyonlar
tüplerde iltihaplanma ve şişmeye neden olur. Cinsel temas yolu ile geçen
hastalıklar da tüplerde tıkanıklığa yol açabilir. Düşük sonrası enfeksiyon
geçirmiş, rahim içi araç kullanan ve apandisiti patlamış olan kadınların
tüpleride tıkanıklık daha sık görülür. Karın içine kanamalara neden olan
endometriozis hastalığı da tüplerde tıkanıklığa yol açabilir.
Tüplerdeki tıkanıklık infertiliteye nasıl yol açar?
Yapışıklıklar tüplerin şeklini ve yumurtalıkla olan ilişkisini bozar.
Yumurtanın tüplere alınması ve tüplerde ilerlemesi zorlaşır.
Çocuk sahibi olamayan kadınların yüzde kaçında tüplerde tıkanıklık
görülür?
Çocuk sahibi olmayan kadınların %30’unda tüplerde tıkanıklık görülür.
Üreme organlarındaki enfeksiyonların bulguları nelerdir?
Akut enfeksiyonlarda ateş, ağrı, kötü kokulu akıntı ve fazla kanama
görülebilir. Tüplerde yapışıklığa neden olan enfeksiyonlar genellikle kronik
enfeksiyonlardır. Bu enfeksiyonlar bulgu vermeyebilir ve zamanında tedavi
edilemediğinde tüplerde yapışıklıklara neden olur.
Tüplerde tıkanıklık olduğu nasıl anlaşılır?
Çocuğu olmayan kadınların değerlendirilmesinde tüpler mutlaka
incelenmelidir. Tüpteki problemlerin tanısı için rahim filmi ve laparoskopi
kullanılabilir.
Tedavi amacı ile hangi operasyonlar yapılır?
Uygulanacak operasyon tüplerdeki hasarın tipine göre değişir. En sık görülen
hasar tüplerin etrafındaki yapışıklıklardır. Bu durumda adezyoliziz
(yapışıklıkların açılması işlemi) uygulanabilir. Bu işlem laparoskopik
olarak (kansız bıçaksız ameliyatla) yapılabilir. Eğer tüpün orta kısmında
tıkanıklık varsa tüpün bir kısmı çıkartılır ve iki uç birleştirilir. Bu
operasyonların başarısını; tüplerdeki tıkanıklık ve hasarın derecesi,
hastanın yaşı, infertiliteye neden olan diğer problemlerin varlığı ve
cerrahinin şekli belirler.
Tüplerden biri sağlıklı ise gebe kalabilir miyim?
Evet, tüplerinden biri sağlıklı olan kadınlar gebe kalabilir.
Önceden tüplerini bağlatan kadınların tekrar çocuk sahibi olma şansı var
mı ?
Bu tubal sterilizasyon adı verilen cerrahi kısırlaştırma operasyonunun
cinsine bağlıdır. Cerrahi koter ile tüpler yakıldığında veya tüplerin
fimbriya adlı verilen uç kısımları çıkarıldığında tekrar gebe kalma şansı
düşüktür. Bu vakalar yardımcı üreme teknikleri ile çocuk sahibi olabilirler.
Tubal sterilizasyon cerrahi olarak düzeltildikten sonra dış gebelik riski
artar mı?
Tüplere yapılan tüm cerrahi girişimlerden sonra dış gebelik riski artar.
Hasar gören tüpler cerrahi bir işlemle açılsa dahi yapıları bozulduğu için
döllenen yumurta tüplerin içlerinden rahat geçemez ve dış gebelik riski
artar. SAYFA BAŞI

SERVİKAL FAKTÖR, UTERİN (RAHME
BAĞLI) FAKTÖR ve NEDENİ BELLİ OLMAYAN İNFERTİLİTE
Rahmin arkaya dönük olması infertiliteye neden olur mu?
Kadınların %20’sinde rahim geriye dönüktür. Bu aynen bir kişinin solak
olması gibi normal bir variasyondur (çeşitliliktir). Rahmin geriye dönük
olması tek başına infertilite nedeni değildir. Normal ve hareketli geriye
dönük rahmi olan kadınların cerrahi tedaviye ihtiyacı yoktur. Endometriozis
ve karın içindeki yapışıklıklara bağlı olarak rahmin arkaya dönük ve
hareketsiz olduğu durumlarda cerrahi tedavi gerekebilir.
Myomlar infertiliteye neden olur mu?
Kırk yaşın üzerindeki kadınlarda çok sık görülen myomlar rahim duvarlarında
oluşan iyi huylu kas kitleleridir. Myomlar bazı kadınlarda ağrı ve kanamaya
neden olur. Büyük myomlar döllenmiş yumurtanın tutunmasını engelleyerek
infertiliteye ve elde edilen gebeliklerin düşükle sonlanmasına neden
olurlar. Büyük myomlar cerrahi ile çıkarılır.
Bazı kadınların rahmi normal olmadığı için gebe kalamadığı doğru mudur?
Bazı kadınlar rahimde yapısal anomalilerle doğarlar. Bunlar çift rahim,
rahimde bölme, vajinaya açılmayan rahim veya rahmin hiç olmamasıdır. Çift
rahmi olan kadınlar çocuk sahibi olabilir. Rahimdekianomalilerin bir kısmı
cerrahi tedavi ile düzeltilebilir.
Kürtajdan sonra rahim içinde oluşan nedbe dokusu infertiliteye neden olur
mu?
Bazen kürtaj sonrası rahimde oluşan yapışıklıklar infertiliteye neden
olabilir. Bu yapışıklıkların cerrahi olarak tedavi edilmesi gerekir.
Histeroskopi ile yapışıklıklar tespit edilerek giderilir ve bir süre için
rahim içi araç (spiral) takılarak yapışıklıkların tekrar oluşması önlenir.
Enfeksiyonların oluşmaması için antibiyotik kullanılır ve hormon
preparatları ile rahim içindeki normal dokunun büyümesi uyarılır.
Servikal mukus nedir ve ne işe yarar?
Rahim ağzındaki bezlerden salgılanan jölemsi sıvıya servikal mukus denir. Bu
salgı bakterilerin rahme ulaşmasını engeller. Salgının kıvamı menstrual
siklus boyunca değişiklik göstererek yumurtlama sırasında incelir ve
spermlerin ilerlemesine olanak sağlar. Servikal mukus içinde spermler 72
saat canlılığını korur.
Servikal mukusda spermlerin ilerlemesini engelleyen antikorlar bulunur
mu?
Antikorlar yabancı maddelere karşı vücudun savunmamekanizmasının oluşturduğu
maddelerdir. Bu maddeler vücudu enfeksiyonlardan korur. Çocuk sahibi
olamayan bazı kadınlarda sperme karşı antikorlar oluşur. Bu maddeler
antikorlar sperminhareketini engelleyerek infertiliteye neden olabilir.
Erkeklerde sperme karşı antikorlar oluşur mu ?
Evet, servikal mukusu geçemeyen ve hareketliliği azalmış spermler
görüldüğünde antisperm antikorlarının varlığından şüphelenilir. Bu
antikorlar özel testler yapılarak belirlenir.
Antisperm antikorlarına bağlı infertilite nasıl tedavi edilir?
Antisperm antikorlarının varlığında değişik tedaviler denenmiştir. Çifte 6
ay boyunca cinsel ilişki sırasında prezervatif (kondom) kullanmaları
önerilir. Bu yöntemin başarısı tartışmalıdır. Bağışıklık sistemini
baskılayan steroid adı verilen ilaçlar da kullanılır fakat bu ilaçların yan
etkileri fazla ve bu tedavinin başarısı düşüktür. Uygulanan diğer bir tedavi
ise aşılamadır. Bu vakalarda en başarılı tedavi yöntemitüp bebek
uygulamasıdır.
Nedeni izah edilemeyen infertilite ne demektir?
İnfertilite nedenini açıklayan bir problemin bulunamadığı çiftler bu gruba
girer. Bu tanı konmadan önce yeterli incelemeler yapılmalıdır. Tüm
araştırmalar yapıldıktan sonra bir problem bulunamayan çiftlerin oranı %5-15
arasında değişir. Bu çiftlerin bir kısmı hiç tedavi görmeden gebe kalabilir.
Diğerlerinde ise en başarılı tedavi yöntemi yardımcı üreme teknikleridir.
Son yıllarda yapılan çalışmalarda bu çiftlerin birçoğunda bağışıklık
sistemindeki bozuklukların infertiliteye neden olduğu bulunmuştur.
Bağışıklık sistemindeki bozukluklarimplantasyon başarısızlığına (embriyonun
rahme tutunamamasına), erken dönemde düşüklere ve ana rahmindeki bebeklerde
büyüme geriliğine neden olabilir. Bu vakalar paternal lenfosit immünizasyonu
(lenfosit aşısı) ile tedavi edilerek çocuk sahibi olabilir.
SAYFA BAŞI

ERKEK KISIRLIĞI
Erkek infertilitesinin nedenleri nelerdir?
Sperm sayısı, hareketliliği ve normal yapıdaki spermlerin oranındaki azalma,
menide hiç sperm olmaması ve antisperm antikorlarının varlığı infertiliteye
yol açar. Ayrıca meninin vajinaya ulaşmasını engelleyen anatomik bozukluklar
ve cinsel fonksiyon bozuklukları daçocuk sahibi olmayı engeller.
Azoospermi nedir ?
Menide hiç spermin olmadığı durumlara azoospermi denir. Azoospermi sperm
kanallarının tıkalı olduğu, testislerde sperm üretiminin çok az olduğu veya
hiç sperm üretiminin olmadığı durumlarda görülür. Erkek infertilitesi nedeni
ile başvuran hastarın %5’inde sperm üretimi hiç yoktur. Bu durum beyindeki
bezlerden hormon üretilmediğinde veya yumurtalıkların bu hormonlara cevap
veremediği durumlarda görülür. Yumurtalıkların hormonlara cevap vermediği
testiküler yetmezlik olarak adlandırılan bu durum genetik bozukluklara,
inmemiş testislere, testislerdeki yaralanmalara ve kabakulak gibi
enfeksiyonlara bağlı olabilir. Sperm kanallarındaki tıkanıklık ise doğuştan
olabilir veya sonradan yaralanmalara ve enfeksiyonlara bağlı olarak
gelişebilir. Erkeklerin %1’inde meniyi pompalayan kaslar düzenli çalışmaz ve
meni mesaneye geri kaçar, retograd ejekülasyon (geri boşalma) olarak
adlandırılan bu duruma bazı ilaçlar, sinirlerdeki hasar, şeker hastalığı,
yüksek tansiyon ve cerrahi girişimler yol açabilir.
Azosperminin tedavisi mümkün müdür?
Azospermi nedenine bağlı olarak tedavi edilebilir. Hiç sperm üretiminin
olmadığı durumların tedavisi mümkün değildir. Bu durumda FSH düzeyi çok
yüksek, testisler sert ve küçüktür. Günümüzde kullanılan gelişmiş yöntemler
sayesinde testislerde sperm üretimi çok az olan veya testislerin sadece
belli bölgelerinde sperm üretimi olan erkekler testis biyopsisi ile elde
edilen parçalardan ayrıştırılan sperm hücreleri kullanılarak çocuk sahibi
olabilmektedir. Beyinde hormon üretiminin eksik olduğu vakalar hormon
ilaçları kullanılarak tedavi edilebilir. Kanallardaki tıkanıklıklar cerrahi
olarak giderilir, cerrahi ile giderilemeyen vakalarda ise yumurtalıklardan
biyopsi ile elde edilen parçalardan spermler ayrıştırılarak mikroenjeksiyon
yöntemi uygulanır. Bu hastaların birçoğu mikroenjeksiyon yöntemi ile
sağlıklı çocuk sahibi olabilmektedir. Geri boşalma yakınması olan erkeklerde
ise idrardan elde edilen spermler ayrıştırılarak aşılama yapılabilir.
Sperm sayısı az olan erkeklerin fizik görünümünde bir farklılık var
mıdır?
Kesinlikle hayır, sperm sayısı ile erkeklerin dış görünümünün ilişkisi
yoktur. Erkek karakteristikleri çok gelişmiş bazı erkeklerde hiç sperm
olmayabileceği gibi erkek karakteristikleri hiç gelişmemiş bazı erkeklerde
sperm sayısı normaldir.
Varikosel nedir ?
Varikosel, skrotum adı verilen yumurtalık torbalarında yumurtalıkların
etrafında oluşan varisli damarlardır. Varikosel sol tarafta daha sık
görülür. Erkeklerin %10’unda görülen bu durum genellikle herhangi bir
şikayete yol açmaz. Varikosel yumurtalıkların muayene edilmesi ve
ultrasonografik inceleme ile tespit edilir. Varikoseli olan erkeklerde kan
akımının yavaşlamasına bağlı yumurtalık torbasında ısının yükselmesi
infertiliteye neden olabilir.
Varikosel için cerrahi girişim gerekir mi ?
Varikosel cerrahisinde genişlemiş venler özel solüsyonlar enjekte edilerek
veya bağlanarak tedavi edilir. Cerrahi tedavinin sperm sayısını ve
hareketliliğini artırdığı tartışmalıdır. İnfertilitenin başka bir nedeni
tespit edilemediğinde veya varikoselin ağrıya neden olduğu durumlarda
cerrahi girişim önerilir.
İnmemiş testisler ileride infertilite nedeni olur mu ?
Evet, bu durum çocuk altı yaşına gelmeden önce düzeltilirse vereceği zarar
daha az olur. Testislerinin sadece bir tanesinin bile inmemiş olması sperm
sayısının normalden az olmasına yol açar.
Çok fazla mastürbasyon yapmak veya sık cinsel ilişkide bulunmak
infertiliteye yol açar mı?
Hayır, bu yanlış bir inanıştır.
Dar ve sıkı iç çamaşırı giymek ve sıcak banyo infertiliteye neden olur
mu?
Soğuk duş sperm sayısını arttırır mı?
Erkeklere rahat ve çok sıkı olmayan iç çamaşırı giymeleri, çok sıcak duş ve
saunalardan uzak durmaları ve çok ağır egzersizler yapmamaları önerilir.
Soğuk duş almanın sperm sayısını arttırdığına dair kesin bir kanıt yoktur.
Sigara ve alkol infertiliteye neden olur mu?
Sigara sperm sayısını ve hareketliliğini azaltır. Alkol ise hem sperm
sayısını azaltarak hem de fazla miktarda alındığında iktidarsızlığa neden
olarak çocuk sahibi olmayı zorlaştırabilir.
Kabakulak infertiliteye neden olur mu ?
Kabakulak enfeksiyonu ergenlik döneminden sonra geçirildiğinde vakaların
%20’sinde testisleri etkiler. Eğer testislerin her ikisi de etkilenirse
sperm üretimi azalır, bu durum ileride infertiliteye yol açabilir.
Hangi enfeksiyonlar infertiliteye yol açar?
Birçok enfeksiyon infertiliteye yol açabilir, bunlardan birçoğu cinsel temas
yolu ile bulaşan enfeksiyonlardır. Gonore (bel soğukluğu), tuberküloz,
klamidya ve mikoplazma enfeksiyonları kanallarda tıkanıklıklara yol açarak
veya sperm üretimini ve hareketliliğini azaltarak infertiliteye neden olur.
Antibiyotik tedavisi yararlı mıdır?
İnfertilite nedeni olarak enfeksiyonlar düşünüldüğünde antibiyotik tedavisi
yararlıdır. Enfeksiyon etkeni mikroorganizmalar tespit edilerek uygun
antibiyotikler verilmelidir. Bu enfeksiyonların tedavisinde üreme
organlarına geçen ve bu organlarda yüksek konsantrasyonlara ulaşabilen
antibiyotikler tercih edilmeli ve eşler beraber tedavi edilmelidir.
Hormon ilaçlarının kullanılması sperm sayısını arttırır mı ?
Hormon tedavisi ancak hormon eksikliği tespit edildiğinde önerilir. Hormon
düzeyleri normal olan hastaların hormon ilaçları kullanmasının etkileri
tartışmalıdır.
Aşılama nedir, nasıl yapılır?
Erkek eşten alınan meni özel yöntemler ile hazırlanarak, hareketliliği fazla
ve yapısı normal olan spermlerden zengin hale getirilir. Hazırlanan spermler
kadının vajinasına yerleştirilen ince bir katater ile rahim içine verilir.
Bu işlemden önce kadın eş yumurtalıklarının uyarılması için ilaç
kullanabilir. Bu uygulama ile çoğul gebelik ihtimali artar. Kadın eşe ilaç
kullandığı süre içinde ultrasonografik incelemeler yapılarak yumurta
gelişimi izlenir ve yumurtanın içinde bulunduğu folikül adı verilen kesenin
çapı 18-20 mm’ye ulaştığındahCG enjeksiyonu (folikülün çatlamasını sağlayan
iğne) yapılır. Bundan 34-38 saat sonra aşılama yapılır. Aşılama yapılırken
meninin hazırlanmadan kullanılması sakıncalıdır. Bu durum kadında alerjik
reaksiyonlara, enfeksiyonlara ve ağrıya neden olabilir.
Cerrahi kısırlaştırma ameliyatı geçirmiş bir erkek tekrar çocuk sahibi
olabilir mi?
Mikrocerrahi yöntemler ile kanallar düzeltilerek birçok erkek tekrar çocuk
sahibi olabilir. Fakat kısırlaştırma ameliyatının üzerinden çok uzun zaman
geçtiği durumlarda erkekte sperme karşı antikorlar geliştiği ve bu
antikorlar spermi hareketsizleştirdiği için cerrahi tedavi ile bu erkeklerin
çocuk sahibi olmaları mümkün olmayabilir. Günümüzde yardımcı üreme
tekniklerinden yararlanılarak bu kişiler kolaylıkla çocuk sahibi olabilir.
Sperm kanalları tıkalı olan erkekler çocuk sahibi olabilir mi?
Cerrahi ile bu tıkanıklıklar açılabilir, yapılan cerrahinin başarısı
tıkanıklığın yerine bağlıdır. Günümüzde testislerden biyopsi ile alınacak
küçük parçalardan elde edilen spermler ile mikroenjeksiyon yapılarak bu
erkekler çocuk sahibi olabilir.
İnfertiliteye yol açan cinsel fonksiyon bozuklukları nelerdir?
Cinsel ilişkinin gerçekleşememesi, ağrılı ilişki, erken boşalma ve impotans
(iktidarsızlık) infertiliteye neden olabilir.
SAYFA BAŞI

TEKRARLAYAN DÜŞÜK Tekrarlayan
düşük nedir?
Yirminci gebelik haftası öncesi ve bebeğin ağırlığı 500 gram’a ulaşmadan
gerçekleşen 2 veya daha fazla sayıdaki düşüğe tekrarlayan düşük denir.
Hamileliğin en sık görülen komplikasyonu düşüktür. Bir çok kadın çok erken
dönemde düşük yaptığından düşüğü ağır bir menstrual kanama zannederek fark
edemeyebilir. Gebeliklerin %20'si düşükle sonlanır. Düşükler üreme çağındaki
çiftlerin %5'inde infertilite nedenidir.
Tekrarlayan düşük nedenleri nelerdir?
Tekrarlayan düşüklerin birçok nedeni vardır. En sık görülen düşük nedeni
fetusun gelişimindeki anormalliklerdir. Çalışmalar düşüklerin yarısından
fazlasının kromozom (genetik) anomalilerine bağlı olduğunu göstermiştir.
Bunun yanında anne ve babaya bağlı problemler ile çevresel faktörler de
düşüklere yol açar. Rahimdeki anomaliler, myomlar, yapışıklıklar, rahim ağzı
yetmezliği, hormonal nedenler, enfeksiyonlar ve bağışıklık sistemindeki
bozukluklar tekrarlayan düşüklere neden olur. Nedeni izah edilemeyen
düşüklerin birçoğundan bağışıklık sistemindeki problemler sorumludur.
Hangi çevresel faktörler düşük nedenidir?
Radyasyon, kimyasal maddeler, ilaçlar, içki ve sigara tüketimi düşüğe neden
olur.
Anneye bağlı düşük nedenleri nelerdir?
 | Enfeksiyonlar (toksoplazma, üreoplazma, mikoplazma,
frengi, listeria v.b.) |
 | Progesteron hormonunun
yetersizliği |
 | Annede oluşan ve bebeğe zarar veren
antikorlar |
Anormal yapıdaki bir rahim düşüğe nasıl neden olur?
Rahmin yapısındaki veya iç tabakasındaki bozukluklar düşüklere neden olur.
Rahmin yapısındaki bozukluklar oluşan embryonun tutunmasını veya bebeğin
gelişmesini engelleyerek düşüklere yol açar. Yetersiz progesteron hormonu
üretimine bağlı olarak rahmin iç tabakası gelişmez bu da embryonun
tutunmasını veya tutunan embryonun gelişmesini engelleyerek düşüklere neden
olabilir. Rahim ağzındaki kasların güçsüzlüğü de düşük nedenidir.
Bağışıklık sistemindeki bozukluklar düşüklere neden olur mu?
Düşük yapmış kişilerin bir kısmında herhangi bir neden bulunamamaktadır. Bu
grup hastada düşüğün bağışıklık sistemindeki problemlere bağlı olabileceği
düşünülür. Annenin bebeğe ve plasentaya (bebeğin eşine) ait dokulara karşı
gösterdiği anormal cevap sonucu gebelik düşükle sonlanır. Bebeğe ve
plasentaya ait proteinlere karşı annede gelişen antikorlar kan yolu ile
bebeğe ulaşarak zarar verir, bu durum gebeliğin kaybedilmesine neden olur.
Stres düşüğe neden olur mu?
Stresin normal gebelerde düşüğe neden olması çok zordur. Fakat tekrarlayan
düşük öyküsü olan kadınlarda ve eşlerinde yoğun bir stres görülür. Bu
nedenle tekrarlayan düşük öyküsü olan çiftlere psikolojik danışmanlık
verilmesi önerilir.
Bazı çiftlerin özelliklerinin düşüğe neden olduğu doğru mu?
Çiftlerin her ikisi de bazı genetik hastalıkların taşıyıcısı ise bu durum
düşüğe neden olabilir. Bu hastalıklar taşıyıcı özellikte olduğu için
çiftlerde hiçbir bulgu vermeyebilir. Fakat hem anne hem de babadan gelen
hastalıklı genler bebeğin hasta olmasına neden olur ve yaşamını zorlaştırır.
Belenme yetersizliği düşüğe neden olur mu?
Kesin bir bilgi olmamakla birlikte birçok besinin eksikliğinin de düşüğe yol
açabileceği düşünülmektedir .Yeşil sebzelerde bol miktarda bulunan folik
asit eksikliğinin bebekte anomalilere ve düşüklere neden olduğu kabul
edilmektedir.
Anne adayının kendisi düşüğe neden olabilir mi?
Bir çok kadın stres, ruhsal sıkıntı ve aşırı fizik aktivitenin düşüğe neden
olduğunu düşünebilir. Fakat bunlar çoğunlukla düşük nedeni değildir
.Düşükten dolayı kadının kendisini suçlaması doğru değildir.
Değişik tipte düşükler olduğunu duydum. Bunlar nelerdir?
Düşüklerin tıbbi sınıflaması şöyledir;
 | Tekrarlayan düşük (habitüel abortus); arka arkaya
iki veya daha fazla düşük yapılmasıdır. |
 | Düşük
tehdidi (abortus imminens); günlerce bazen haftalarca süren vajinal
kanama ve beraberinde kasık ağrısı ve kramplar olan klinik tablodur. |
 |
Kaçınılmaz düşük (abortus insipiens); bebeğe ait zarların yırtıldığı,
kanama ve bebeğe ait parçaların açılan rahim ağzından dışarı çıktığı
durumdur. Düşük kaçınılmazdır. |
 | Komplet olmayan
düşük (inkomplet abortus-tamamlanmamış düşük); gebeliğin bir kısmı dışarı
atılmıştır. Geriye kalan kısmının temizlenmesi ve kanamanın durdurulması
için kürtaj gerekir. |
 | Farkına varılmamış düşük (missed
abortus); fetusun (bebeğin) yaşamı sonlandığı halde hiç bir bulgu vermez
ve anne tarafından bu durum fark edilmeyebilir. |
Düşüğün bulgulan nelerdir?
Vajinal kanama ve takiben kasıklardaki kramplar düşük habercisi olabilir.
Uzun süren kanama ve kramplar çoğunlukla düşükle sonlanır. Bu bulgular
saptandığında derhal doktorunuza başvurmanız gerekir. Uygun istirahat ve
doktorunuzun önereceği ilaçlar düşük yapmanızı önleyebilir.
Düşük yapıldığı fark edildiğinde ne yapılmalı?
Hemen doktora baş vurulmalıdır. Çoğunlukla yatak istirahatı ve progesteron
hormonu kullanılması önerilir. Doktorunuz ultrasonografik inceleme ve kan
testleri ile durumunuz hakkında size ayrıntılı bilgi verir ve tedavinizi
düzenler.
Düşüklerden sonra kan uyuşmazlığı ile ilgili aşı yaptırılması gerekir mi?
Eğer kan grubunuz Rh negatif ve eşinizin kan grubu Rh pozitif ise düşükten
sonra aşı yaptırmanız gerekir.
Düşük yapılan dokunun doktora götürülmesi gerekir mi?
Bu doku üzerinde hem tanı hem de nedene yönelik patolojik çalışmalar
yapılabileceği için düşük yapılan dokunun doktora götürülmesi faydalı olur.
Mümkün olduğu kadar çok miktarda düşük materyali temiz bir kavanoza
konularak en kısa zamanda inceleme için laboratuara iletilmelidir.
Ölü doğumla düşük arasındaki fark nedir?
Ölü doğum 20. gebelik haftasından sonra olan gebelik kaybıdır. Düşük ise 20.
gebelik haftasından önce gerçekleşir.
Annenin yaşı düşüklerde rol oynar mı?
Kromozomal bozukluklara bağlı düşükler anne adayının yaşı 35'in üzerinde
olduğunda artar. Baba adayının45 yaş üzerinde olduğu çiftlerde de düşük
ihtimali artar.
İnfertilite ve tekrarlayan düşük arasında bir ilişki var mı?
Çocuğu olmayan kadınların düşük yapma ihtimalinin genel toplum ile
karşılaştırıldığında üç kat daha fazla olduğu görülmüştür. İnfertilite
vakalarının %5’inde infertilite nedeni tekrarlayan düşüklerdir. Benzer
şekilde düşük yapan kadınlar arasında infertilite sıklığı genel toplumla
karşılaştırıldığında iki kat daha fazladır. Eğer düşükler beklenen adet
kanamasından önce oluyorsa kadın kendini infertil zannederek doktora
başvurabilir.
Gebelikte cinsel ilişkide bulunmak düşüklere neden olur mu?
Menideki prostaglandin adı verilen maddeler rahimde kasılmaları başlatarak
düşüklere neden olabilir. Düşük tehdidi olan kişilerin durumlarını
doktorlarına danışmaları ve gerekirse kondom kullanarak cinsel ilişkide
bulunmaları önerilir.
Düşük yapıyorum. Gebelik testim pozitif olabilir mi?
Evet, düşük yapıyor olmanıza rağmen test hala pozitif çıkabilir. Bir süre
sonra testin negatifleşmesi gerekir. Eğer uzun bir süre geçmesine rağmen
gebelik testi hala pozitif çıkıyorsa doktorunuza başvurun. Bu durum mol
gebelik olarak adlandırılan bir hastalıkta görülebilir, bu amaçla tedavi ve
takipleriniz yapılmalıdır.
Tekrarlayan düşüklerin tedavisi nedir?
Tekrarlayan düşüklerin tedavisi düşük nedenine bağlıdır. Rahimdeki
anormallikler için cerrahi tedavi gerekebilir. Bu işlemler histeroskopik ve
laparoskopik olarak yapılabilir. Progesteron eksikliğine bağlı düşüklerin
tedavisinde progesteron hormonu verilerek başarılı sonuçlar alınabilir.
Rahim ağzı yetmezliği düşünülen vakalarda gebeliğin 10. haftasında serklaj
(rahim ağzına dikiş atma) işlemi uygulanır.
Bağışıklık sistemindeki bozukluklara bağlı düşükler nasıl tedavi edilir?
Annenin bebeğe ve plasentaya (bebeğin eşine) ait dokulara karşı gösterdiği
anormal cevap sonucu düşükler gerçekleşir. Bebeğe ve plesantaya ait
proteinlere karşı annede oluşan antikorlar kan yolu ile bebeğe ulaşır ve
zarar verir. Normal gebeliklerde mevcut olan bloke edici faktör bunu
engeller. İmmunoterapi ile anne adayında, gelişen bebeği koruyabilmek için
gereken bağışıklık sistemi cevabının oluşturulması amaçlıdır.
İmmunoterapi aktif veya pasif yolla sağlanabilir;
Aktif immunoterapi (aktif aşılama); baba adayından alınan kandan
ayrıştırılan lenfosit adı verilen hücreler anne adayınaverilerek bloke edici
faktörlerin oluşması sağlanır. Bu tedavi ile birçok çift sağlıklı çocuk
sahibi olabilmektedir. Lenfosit aşısı yapılan vakalarda canlı doğum
olasılığı artarken, bu tedavi sonrası elde edilen gebeliklerde büyüme
geriliği, erken doğum ve anomali riskinin azaldığı gösterilmiştir. Bu aşının
başarısı anne adayında bloke edici faktörlerin oluşabilmesine bağlıdır.
Hastaların %75’inde bu faktörlerin oluştuğu tespit edilmiştir.
Pasif İmmunoterapi (pasif aşılama); intravenöz immunoglobulin uygulaması
(damar içine immunglobulin verilmesi) ile yapılır. Genellikle gebelik
öncesinde başlanan tedaviye ayda bir kez olmak üzere gebeliğin 28. haftasına
dek devam edilir.
Heparin ve bebek aspirini de özellikle pıhtılaşmaya neden olarak düşüğe yol
açan bağışıklık sistemi bozukluklarının tedavisinde kullanılabilir.
SAYFA BAŞI

YARDIMCI ÜREME TEKNİKLERİ
Tüp bebek tedavisi nedir ?
Tüp bebek tedavisi yumurtalıklardan alınan yumurtaların erkek eşten alınan
spermler ile vücut dışında döllenmesi ve elde edilen embryoların anne
adayının rahmine transfer edilmesidir.
Kimler tüp bebek tedavisine ihtiyaç duyar ?
Tüp bebek tedavisi ilk kez 1978 yılında Dr. Edwards ve ekibi tarafından
İngiltere’de uygulanmıştır. Bu tedavi yöntemi ilk dönemlerde tüplerinde
(yumurtalık kanallarında) tıkanıklık nedeni ile çocuk sahibi olamayan
kadınlara uygulanmıştır. Günümüzde endometriozis, antisperm antikorlarına
bağlı immunolojik infertilite, erkeğe bağlı infertilite ve nedeni bilinmeyen
infertilite vakalarında da tüp bebek tedavisi başarı ile uygulanmaktadır.
Tüp bebek tedavisinin basamakları nelerdir ?
Tüp bebek uygulaması dört basamaktan oluşur;
 | Yumurtaların geliştirilmesi; yumurtalıkların
uyarılması için hormon ilaçları kullanılır ve fazla sayıda yumurtanın
olgunlaşması sağlanır. |
 | Yumurtaların toplanması;
ultrasonografi eşliğinde ve lokal anestezi ile yumurtalar toplanır. |
 |
Yumurtaların laboratuarda döllenmesi; elde edilen yumurtalar ile erkek
eşten elde edilen sperm laboratuar koşullarında özel besi yerleri içinde
bir araya getirilir. |
 | Embryoların anne adayının
rahmine transfer edilmesi; oluşan embryolar ince bir kateter aracılığı
ile anne adayının rahmine transfer edilir. |
Yumurtalıkların ilaçlarla uyarılarak fazla sayıda
yumurta elde edilmesinin faydaları nelerdir?
Yumurtalıklarda fazla sayıda yumurta geliştirildiğinde fazla sayıda embryo
elde edilebilir. Oluşan embryoların içinden en iyi kalitede olanlarının
seçilerek anne adayına transfer edilmesi ile gebelik şansı. Fazla sayıda
embryo elde edildiğinde ardışık blastosist transferi yapılabilir.
Yumurtalıkların uyarılması için uygulanan tedavi nedir, bu tedavinin yan
etkileri nelerdir ?
Yumurtalıklardan fazla sayıda yumurta elde edilebilmesi için çeşitli hormon
prepatları kullanılır. GnRH anologları; (Suprefact, Decapeptly, Lucrin vb.)
yapıları GnRH hormonuna çok benzeyen ilaçlardır. Bu ilaçlar ilk
kullanıldıklarında hipofiz bezini uyararak FSH ve LH salınımını arttırır,
fakat bir süre sonra hipofiz bezi bu ilaçlara cevap vermez, FSH ve
LHdüzeyleri düşer. GnRH anologları ile tedaviye adet siklusunun başında veya
ortasında başlanır. Bu ilaçlar enjeksiyon veya nazal sprey (burun spreyi)
şeklinde kullanılır. İlaçlara 10-14 gün devam edildikten sonra kanda
östradiol düzeyleri belirlenir ve ultrasonografik inceleme yapılır, istenen
baskılanma sağlanmış ise günlük FSH veya hMG (Humegon, Menogon, Pergonal,
Metrodin) enjeksiyonlarına başlanır. Bu enjeksiyonlar sırasında GnRH
anologlarına da devam edilir. Foliküllerin çapı ve östradiol değerleri
ölçülerek hCG (prengnyl, profazi) enjeksiyonunun (çatlatma iğnesinin)
verileceği gün tespit edilir. hCG enjeksiyonundan sonra GnRH anologları ve
hMG enjeksiyonları kesilir.
Yumurtalık hiperstimülasyon sendromu nedir ?
Hiperstimülasyon sendromu (yumurtalıkların fazla uyarılması) hafif, orta
ve şiddetli olmak üzere üç derecede görülebilir.
 | Hafif hiperstimülasyon vakalarında yumurtalıklar
büyür ve kistler oluşur. Bu durum hMG tedavisi gören hastaların üçte
birinde görülür. Hastalarda karın ağrısı ve karında şişlik görülebilir,
dinlenmeyle ve ağrı kesiciler alındığında bu şikayetler geçer. |
 |
Orta dereceli hiperstimülasyonda karında şişlik ve hassasiyet artar,
yumurtalıklardaki kistler büyür. Bulantı, kusma, kilo artışı tabloya
eklenebilir. Hafif hiperstimülasyon gibi tedavi edilir fakat bu vakalar
daha yakın takip edilmelidir. |
 | Şiddetli
hiperstimülasyon görülme olasılığı %1’den azdır. Bu vakalarda karın ve
göğüs boşluğunda sıvı birikimi olur, nefes almakta güçlük hissedilebilir.
Bu vakalar hastaneye yatırılarak tedavi edilir. Gebelik gerçekleştiğinde
hiperstimülasyon sendromu uzar ve 3 hafta kadar sürebilir. |
Yumurtaların gelişimi nasıl izlenir ?
Bunun için uygulanan en güvenilir yöntemler gelişen folikül çapının
ulrasonografi ile ölçülmesi ve kandaki östradiol hormon düzeylerinin
belirlenmesidir.
Yumurtalar nasıl toplanır ?
Tüp bebek uygulamaları ilk başladığı dönemlerde yumurta toplama işlemi
laparoskopik olarak gerçekleştirilirdi. Günümüzde yumurtalar çok daha basit
bir işlem ile vajinal ulrtrasonografi eşliğinde toplanır. Ultrasonografi
eşliğinde yapılan yumurta toplama işleminde genel anesteziye gerek yoktur.
Hastaya ağrı kesici ve lokal anestezi verilir. Ultrason probuna
yerleştirilen bir iğne aracılığı ile vajinal yoldan yumurta toplama işlemi
gerçekleştirilir. Bu işlem sırasında hastalar hafif bir rahatsızlık veya
kısa süren bir ağrı hissedebilir.
Yumurtaların toplanması yumurtalıklarıma zarar verir mi ?
Yumurtaların toplanması işlemi güvenli bir işlemdir fakat işlemi yapan
kişilerin bu konuda deneyimli olması gerekir. İğnenin damara girmesi veya
bağırsak dokusunu zedelemesi son derece nadir görülen komplikasyonlardır.
Yumurta toplama işlem yumurtalıklara zarar vermez.
Yumurtalar nasıl döllenir ?
Toplanan yumurtalar zenginleştirilmiş besi yerlerine alınır. Erkek eşten
alınan sperm örneği özel yöntemler ile hazırlanarak yumurtaların bulunduğu
yere eklenir.Eklenecek sperm miktarı yumurta başına yüz bin hareketli sperm
düşecek şekilde belirlenir. Bunlar inkübatör adı verilen anne vücudunun
benzeri bir ortam sağlayan cihazlara konur. Ertesi gün yumurtaların döllenip
döllenmediği kontrol edilir.
Embryolar nasıl ve ne zaman transfer edilir ?
Embryo olarak adlandırılan döllenen yumurtalar yumurta toplama işleminden
iki veya üç gün sonra anne adayının rahmine transfer edilir. Bu dönemde
embryolar genellikle 4-8 hücrelidir. Embryolar bu işlem için özel olarak
üretilmiş transfer kateteri olarak adlandırılan ince bir tüp ile rahme
transfer edilir.
Embryo transferi anne adayı için oldukça basit ve ağrısız bir işlemdir.
Embryolar katetere alınarak rahim ağzı temizlendikten sonra genellikle
karından yapılan ultrasonografi eşliğinde vajinal yoldan rahim içine
bırakılır. Anne adayının yaşına ve elde edilen embryoların kalitesine göre
transfer edilecek embryo sayısı belirlenir.
Embryo transferinden sonra ne kadar dinlenmek gerekir ?
Embryo transferinden sonra uzun süre dinlenmenin gebelik ihtimalini
arttırdığına dair bir bulgu yoktur. Transfer işleminin yapıldığı günün
ertesinde kişi günlük yaşamına dönebilir ve çalışmaya başlayabilir. Embryo
transferinden sonra spor gibi ağır aktivitelerden kaçınılması yeterlidir.
Embryo transferinden sonra ilaç kullanmam gerekir mi ?
Embryo transferinden sonra oluşması beklenen gebeliği desteklemek amacı ile
progesteron hormonu kullanılır. Günümüzde tercih edilen, bu hormon
prepatlarının (progestan, crinone) vajinal yoldan kullanılmasıdır.
Hamilelik testi ne zaman yapılır ?
Transfer işleminden sonra 10. günde kanda b-HCG hormonunun düzeyi
belirlenerek gebeliğin gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilir. Kanda
gebelik tespit edildikten iki hafta sonra ulasonografik inceleme ile gebelik
kesesi görülür.
Tüp bebek uygulamalarından sonra çoğul gebelik ihtimali nedir?
Doğal olarak elde edilen gebeliklerde %1 olan çoğul gebelik ihtimali
yardımcı üreme teknikleri ile elde edilen gebeliklerde %24 civarındadır.
Tüp bebek uygulamalarından sonra dış gebelik olabilir mi?
Tüp bebek uygulamalarından sonra dış gebelik görülme ihtimali %2-5 arasında
değişmektedir.
Tüp bebek uygulaması kaç defa yapılabilir?
Uygulamalar arasında 2-3 ay geçtiği takdirde çift çocuk sahibi olana kadar
tüp bebek uygulaması yapılabilir.
Tüp bebek uygulaması ile anormal bebek doğma riski fazla mıdır ?
Hayır değildir, tüm gebeliklerin %2-3’ü anormal bebek doğumu ile
sonlanabilir. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda tüp bebek uygulamaları ile
elde edilen bebeklerde herhangi bir anomali artışı tespit edilememiştir.
Tüp bebek uygulamasında bebeğin cinsiyeti seçilebilir mi ?
Yumurtayı dölleyen spermin taşıdığı seks kromozomu bebeğin cinsiyetini
belirler. Döllenen ebmryolardan biyopsi ile alınan parçalar incelenerek
bebeğin cinsiyeti belirlenebilir. Bu yöntem cinsiyete bağlı genetik hastalık
taşıyan çiftlere uygulanabilir.
Embryo dondurma işlemi nedir, nasıl yapılır?
Anne adayına yeteri sayıda embryo transfer edildikten sonra artan embryolar
dondurularak daha sonra transfer edilmek üzere saklanır. Embryolar
kriyoprotektan adı verilen özel koruyucu solüsyonlar ile karıştırıldıktan
sonra sıvı nitrojen tankları içinde saklanır.
Mikroenjeksiyon işlemi nedir ?
İntrasitoplazmik sperm enjeksiyonu (ICSI) olarak da adlandırılan
mikroenjeksiyon işleminde seçilen tek bir sperm hücresi bir yumurtanın içine
enjekte edilir. Bu işlemden önce çeşitli kimyasallar kullanılarak yumurtanın
etrafındaki hücreler temizlenir. Mikroenjeksiyon işlemi özel mikroskoplara
takılan mikropipetler yardımı ile gerçekleştirilir. 1992 yılından beri
uygulanmakta olan ICSI işlemi ile döllenme oranları %80–90’lara ulaşmıştır.
Mikroenjeksiyon işlemine hazırlık ve enjeksiyon sonrasındaki basamaklar tüp
bebek tedavisi ile aynıdır.
Hangi çiftlerin mikroenjeksiyon tedavisine ihtiyacı vardır ?
Ağır erkek infertilitesi vakalarının tedavisinde bu yöntem başarı ile
kullanılmaktadır. Menide az sayıda spermi olan veya normal sayıda spermi
olmasına rağmen spermlerin yumurtayı dölleyemediği durumlarda
mikroenjeksiyon tedavisi uygulanır. Bu yöntem ile menisinde hiç spermi
olmayan erkeklerden MESA ve TESE işlemleri ile elde edilen spermler,
eşlerinden alınan yumurtalara enjekte edilerek bu çiftlerin sağlıklı çocuk
sahibi olabilmeleri mümkün olur.
Menide hiç spermi olmayan hastalar çocuk sahibi olabilir mi ?
Menide hiç sperm hücresi olmayan vakalarda sperm hücreleri üreme
kanallarından veya testis dokusundan (yumurtalıklardan) elde edilerek
mikroenjeksiyon işlemi gerçekleştirilebilir.
MESA işlemi nasıl uygulanır ?
MESA işlemi kanalları tıkalı olan erkeklere uygulanır. Bu hastalardan
mikrocerrahi ile sperm elde edilir. MESA işlemi lokal anestezi altında
uygulanır ve erkek cinsel sağlığına olumsuz bir etkisi yoktur.
TESE işlemi nasıl uygulanır ?
Lokal anestezi altında uygulanan bu işlem ile testisin farklı bölgelerinden
küçük doku parçaları alınır. Bu parçalardan özel yöntemler ile
ayrıştırılarak elde edilen sperm hücreleri ile mikroenjeksiyon işlemi
gerçekleştirilir. Bu işlemin erkek cinsel sağlığına olumsuz bir etkisi
yoktur. TESE işlemi menisinde hiç spermi olmayan vakalar dışında menisinde
hiç normal yapıda veya canlı spermi olmayan vakaların tedavisinde de
uygulanabilir.
MESA ve TESE işlemleri ile alınan spermler kullanılarak yapılan
mikroenjeksiyon uygulamaları ile anormal bebek doğma riski fazla mıdır ?
Bugüne kadar yapılan çalışmalarda bu işlemler sonrasında elde edilen
gebeliklerden doğan bebeklerde bir anomali artışı tespit edilmemiştir.
Yardımla tomurcuklanma ( assisted hatching ) yöntemi nedir ?
Gebeliğin oluşumunda en önemli basamak gelişen embryonun anne rahmine
tutunmasıdır. Anne rahmine tutunmadan önce embryonun etrafında bulunan zona
adı verilen tabaka incelerek kaybolur ve hücreler dışarıya doğru
tomurcuklanarak anne rahmine tutunur. Bu işleme yardımcı olabilmek amacı ile
zona tabakasında bir pencere açılabilir. Mekanik veya asit gibi çeşitli
kimyasallar kullanılarak yapılan bu işlem günümüzde embryoya zarar vermeden
lazer yardımı ile gerçekleştirilebilmektedir. Lazer yardımı ile açılan
pencereden embryo içine girilerek fragman adı verilen atıklar
temizlenebilmekte ve genetik analiz için hücre örneği alınabilmektedir.
Blastosist transferi nedir ?
Döllenen yumurta bölünerek 2. günde 2-4 hücreli hale gelir ve klasik tüp
bebek uygulamalarında bu evredeki embryo anne rahmine transfer edilir. Doğal
yollardan elde edilen gebeliklerde ise embryo rahme 5. günde balstosist adı
verilen çok hücreli evrede ulaşır. Bu evredeki embryonun rahme tutunabilme
şansı daha yüksektir. Günümüzde geliştirilen özel besi yerleri ile
embryoları blastosist dönemine kadar geliştirmek mümkündür. Gelişmiş
merkezlerde uygulanan balstosist transferi ile gebelik oranlarının
yükseldiği gösterilmiştir. Dünyada ilk kez Singapur’da uygulanmaya başlayan
ardışık transfer uygulamasında ise anne adayına ikinci günde yapılan embryo
transferinin ardından kalan embryolar özel besi yerleri içinde
geliştirilmeye devam edilir ve blastosist evresine gelen embryo elde
edilebilirse 6. günde bir embryo transferi daha yapılır. Ardışık transfer
ile gebelik oranları anlamlı olarak yükselmekte ve balstosist transferi ile
elde edilen gebeliklerde düşük oranı çok azalmaktadır.
Kadın eşin yaşının ileri olduğu çiftlerde tüp bebek ve mikroenjeksiyon
tedavisinin başarısını arttırmak için uygulanan herhangi bir yöntem var
mıdır?
Kadın eşin yaşı ilerledikçe yumurtanın etrafında zona adı verilen tabaka
kalınlaşarak embriyonun rahme tutunmasını dolayısı ile gebelik şansını
azaltır. Zona adı verilen tabakada pencere açılmasında kullanılan lazer
yöntemi bu grup hastalarda gebelik oranını belirgin olarak arttırmaktadır.
Embriyoya zarar vermeyen bu yöntem ile 38 yaş üzerindeki birçok vakada
gebelik elde edilmektedir.
Lazer uygulamaları sadece ileri yaştaki kadınlardan elde edilen
embriyolara mı yapılıyor?
Lazer kullanılarak yapılan yardımla tomurcuklanma uygulamaları kadın eşin
yaşına bakılmaksızın yumurtanın etrafındaki zona tabakasının normalden kalın
olduğu vakalarda ve birden fazla tüp bebek veya mikroenjeksiyon uygulamasına
rağmen gebeliğin elde edilemediği vakalarda yapılır. Lazer yardımı ile
tomurcuklanma uygulamaları ile üçüncü, dördüncü hatta dokuzuncu
uygulamasında gebe kalarak sağlıklı çocuk sahibi olan çok sayıda vaka
vardır. Lazer, yardımla tomurcuklanma işleminin yanında embriyonun içindeki
toksik atıkların temizlenerek anne adayına transfer edilen embriyoların
kalitesinin iyileştirilmesinde de kullanılır.
Önceki tüp bebek uygulamaları biyokimyasal gebelik ile sonlanan vakalara
uygulanabilecek tedavi yöntemi var mıdır?
Birden fazla uygulaması biyokimyasal gebelikle sonlanmış vakalarda
bağışıklık sistemindeki bozuklukların rol oynadığı düşünülür. Bu vakalara
bir sonraki tüp bebek uygulaması öncesinde Paternal Lenfosit İmmunizasyonu
(lenfosit aşısı) uygulanır. Bu tedavide erkek eşten kan alınır ve özel besi
yerleri kullanılarak alınan kan örneğindeki lenfosit adı verilen hücreler
ayrıştırılarak lenfosit aşısı hazırlanır. Hazırlanan aşı kadın eşin cilt
altına enjekte edilir. Bu aşı gebelik öncesinde üç kez uygulanır, gebelik
elde edildikten sonra 2 doz daha yapılır.
Tüp bebek tedavilerinde genetik hastalıklar teşhis edilerek önlenebilir
mi?
Genetik hastalıkların en erken teşhisi preimplantar gebelik tanı (embryo ana
rahmine transfer edilmeden önce yapılan genetik inceleme) ile mümkündür.
Genetik hastalık taşıyıcısı olan çiftlerin sağlıklı bebek sahibi
olabilmeleri için tüp bebek veya mikroenjeksiyon yöntemi ile elde edilen
embriyolar genetik inceleme ile değerlendirilir ve sağlıklı embriyolar anne
rahmine transfer edilir. |
|